Furkan

Puan vermedi·112 syf.··
2025 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Ocak 2025 23:49
Yılkı Atı romanı, Orta Anadolu başta olmak üzere bütün bir Anadolu coğrafyasında gelenek halini almış “Yılkıya Bırakma” eylemi etrafında gelişen toplumcu-gerçekci anlayışın etkilerini hissettirdiği bir Abbas Sayar romanıdır. Yılkıya Bırakma, bozkırda kış mevsiminin sert geçmesinden ve yem kıtlığı yaşanmasından dolayı ortaya çıkmış bir gelenektir. Elindeki kısıtlı yem ve samanı öncelikle etinden ve sütünden faydalanabileceği hayvanlara ayırmak zorunda olan Anadolu köylüsü, binek hayvanlarını kış mevsimi boyunca doğaya salmak, yazın da (eğer kurtların ve diğer yırtıcı hayvanların saldırısına uğramamışsa ya da açlıktan ve soğuktan ölmemişse) bıraktığı ovadan geri alabilmek için mücadele etmek zorunda kalmıştır. Yazar Abbas Sayar, kendisinin de Yozgatlı olmasından ötürü çocukluğunda ve ilk gençliğinde çokça şahit olduğu bu hikayeleri gerçekçi bir biçimde işlemeyi başarmış, uzun yıllar yaptığı gözlemlerin etkisiyle halk dilini, deyimlerini, argosunu ve dahası köy yaşamını çok başarılı bir şekilde okura aktarmıştır. Ayrıca akıcı üslubu ve anlatımıyla okuru adeta serüvenin bir parçası haline getirmiştir. Romanda Üssüğünoğlu İbrahim’in, sevdiği ve zamanında kendisine maddi kazançlar sağlamış atını yılkıya bırakması ya da bırakmak zorunda kalması anlatılır. İbrahim bu davranışından ötürü başta ailesi olmak üzere tüm köyden tepki görür ve “Merhametsiz” olarak anılır. Okuyucu olayları hem yılkı atlarının ve Doru’nun hem İbrahim’in hem de köy halkının perspektiflerinden ayrı ayrı takip edecektir ve ya geleneğe uyan Üssüğünoğlu İbrahim’e hak verecektir ya da soğuk kış şartlarıyla, kurtlarla ve açlıkla mücadele etmeye çalışan Doru’nun yanında olacaktır.
İnceleme
Yılkı AtıAbbas Sayar · Ötüken Neşriyat · 20268bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·347 syf.··
2023 4. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2023 23:30
Sabahattin Kudret Aksal, yazarlık hayatı boyunca günlük hayatın sıradan ilerleyişi içinde, sokakta görebileceğimiz herhangi birinin hikâyesini yazmıştır. İstanbul’un göz önünde olmayan sokaklarını, genç-yaşlı bütün erkeklerinin mesken tuttuğu mahalle kahvelerini, yıllar yılı ayakta durmak için mücadele etmiş ahşap veya kâgir binalarını, her gün erken saatlerde işe giden, hep aynı saatlerde aynı şeyleri yapan ve aynı saatte evine dönen yani bir makine edasıyla yaşayan orta sınıf insanını anlatmıştır. Durum hikâyesi çizgisini sürdüren Aksal, hikâyelerinde, dış dünyadaki hareketten ziyade insanın iç dünyasındaki harekete yönelmiş ve bunu okura aktarmaya çalışmıştır. Günlük hayatın hengâmesi içinde mücadele eden kahramanın kendisiyle baş başa kaldığı vakitlerde “Dünyayı Anlama” çabasını ya da dünyanın anlamsızlığı karşısında boşvermişliğini kendine has üslubu ile anlatmıştır. Yazarın üslubunda dikkat çeken bir unsur da hikâyelerinde deneme türünün serbestliğinden faydalanarak anlatımını gerçekleştirmesidir. Ayrıca deneme türünün anlatım biçiminden yararlanması noktasında, kendisinin felsefeci tarafının bulunması ve kahramanların duygu dünyasını aktarırken çizilen daha geniş sınırlardan faydalanmak istemesi gibi unsurlar da kabul edilebilir. Orta sınıf insanının aile, arkadaşlık ve karşı cinsle olan ilişkisi ele alınmış; mutluluk, aşk, evlilik, huzursuzluk, toplum karşısında yabancılaşma gibi duyguları incelikle işlenmiştir. Kahramanların psikolojik, fizyolojik ve sosyolojik durumları anlatılırken okuru hikâyenin içinden uzaklaştırmamak ve heyecanla takip etmesini sağlayabilmek yazarın sanat gücünün göstergesidir. Hikâye kitabında; Gazoz Ağacı, Yaralı Hayvan ve Birkaç Öykü Daha isimli kitapların birleşimi olarak toplam 35 hikâye bulunmaktadır. Hikâyelerin hacimleri
Tarih
Gazoz Ağacı ve Diğer ÖykülerSabahattin Kudret Aksal · Yapı Kredi Yayınları · 20201,070 okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2021 23. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2021 19:25
Namık Kemal, Tanzimat Dönemi’nin heyecanı yüksek, genç ve coşkulu hatibidir. Vatan Yahut Silistre adlı tiyatro oyununa baktığımızda da İslam adlı kahramanımız yukarıda Namık Kemal için saydığımız sıfatların tamamını bünyesinde barındırıyor ancak İslam bir hatip değildir tabii ki genç bir Osmanlı askeridir. Yazıldığı dönemde büyük kitleleri etkilediği bilinen bu oyunda İslam portresi öyle bir çizilmiştir ki istenen, arzulanan ve olması gereken Osmanlı neferini tarif eder adeta. Vatanı için bir dakika düşünmeden göğsünü düşmana siper etmek, geri dönemeyeceğinden eminken bile en çetin görevlere atılmak hatta sevgilisini bir daha görmemek üzere ardında bırakarak cepheye koşmak İslam için yapılması zor olan şeyler değildir. Romantizm akımının hakim olduğu bu oyunda İslam ve Zekiye’nin aşkı bazan fon durumuna gerilese de oyun boyunca kendisini hissettirir. En nihayetinde de okuyucusunu sıkmayan dönemin ruhunu anlamaya yardımcı olabilecek bir oyun çıkar.
Vatan Yahut SilistreNamık Kemal · Anadolu Üniversitesi Yayınları · 201927,5bin okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2021 12. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 26 Mart 2021 15:15
George Orwell, distopya oluşturma konusunda belki de dünyada bir numaradır. Bu konuda başarısı yadsınamaz. 1984 romanının içeriğine dair bir inceleme yapmak gibi düşüncem yok ama çevirmen Celal Üster’in dili yani çeviri sırasında kullandığı kelimeler dikkatimi çekti ve bu konuda birkaç örnekten bahsetmek istiyorum. Türkiye’de dil konusu her zaman tartışma konusu olmuştur ve günümüzde de olmaya devam etmektedir. Hatta geçmişte durum öyle noktalara varmıştır ki insanların kullandıkları kelimelerden ideolojik görüşleri saptanmaya çalışılmıştır. Benim amacım tabii ki böyle bir şey değil baştan belirtmek istiyorum. Çevirmenin roman boyunca kullandığı bazı kelimeler şöyle, “ayırdında olmak’ ayrıksı, yılgı, ürkünç, tecimsel, dinlence, duyumsamak, handiyse” bu kelimelerden özellikle bazıları, dil tartışmalarının ayyuka çıktığı zamanlarda Türkçe dil bilgisi kurallarına göre kelime üretmeye çalışan grubun meyveleri olan kelimelerdir. Burda belirtilen kelimelerin günümüz Türkçesinde yaygın biçimde kullanılan ve daha tanınır karşılıkları olduklarını belirtmeme gerek yoktur sanırım. Yazarın bu örneklerde Türkçenin de Türkçesi kelimeleri özellikle seçmeye çalıştığı halde, “İnsanoğlu” sözcüğü yerine “Benîadem” kelimesini kullanması okuru düşünmeye ve nedenini sorgulamaya yönlendiriyor. Bir yerde Türkçe olarak üretilen kelimelerin kullanılması tercih ediliyor; bir yerde Türkçede daha yaygın kullanımı olan kelime yerine geçmiş zaman metinlerinde kullanılan günümüzde unutulmaya yüz tutmuş bir kelime tercih ediliyor. Çevirmenin neden böyle bir dil ikircikliği yaptığı hakkında açıkçası net olarak fikrim yok ama 1984 romanının önemli bir motifi olan “yenisöylem” dilini oluşturma çabası romanda önemli bir yer tutuyor. Acaba yazar böyle bir dil kullanarak ‘’yenisöylem’’ mevzuna bir selam mı
Bin Dokuz Yüz Seksen DörtGeorge Orwell · Can Yayınları · 2014199,9bin okunma
Puan vermedi·178 syf.··
Beğendi
·
2020 22. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 29 Kasım 2020 01:04
Uzun uzadıya inceleme yazmanın doğru olduğunu düşünmüyorum. Kitaptaki ana teori Halil İnalcık’ın Osmanlı Devleti’nin kuruluşuna dair fikirleri, izlenimleri, kanıtları ve yanlışları düzeltme çabası diyebiliriz. Hasan Soygüzel, Özer Ergenç, Yusuf Oğuzoğlu ve Yakup Bilgin Koçal gibi isimlerin Osmanlı Devleti’nin nasıl kurulduğunu, nasıl imparatorluğa uzandığını, nasıl başarılı olduğunu farklı çerçevelerden yorumlayan ve Osman Bey başta olmak üzere temelinde bulunan diğer dinamikleri inceleyen makaleleri mevcut.
KuruluşOrhan T. Özdemir · Hayykitap · 201358 okunma