Sabahattin Kudret Aksal, yazarlık hayatı boyunca günlük hayatın sıradan ilerleyişi içinde, sokakta görebileceğimiz herhangi birinin hikâyesini yazmıştır. İstanbul’un göz önünde olmayan sokaklarını, genç-yaşlı bütün erkeklerinin mesken tuttuğu mahalle kahvelerini, yıllar yılı ayakta durmak için mücadele etmiş ahşap veya kâgir binalarını, her gün erken saatlerde işe giden, hep aynı saatlerde aynı şeyleri yapan ve aynı saatte evine dönen yani bir makine edasıyla yaşayan orta sınıf insanını anlatmıştır.
Durum hikâyesi çizgisini sürdüren Aksal, hikâyelerinde, dış dünyadaki hareketten ziyade insanın iç dünyasındaki harekete yönelmiş ve bunu okura aktarmaya çalışmıştır. Günlük hayatın hengâmesi içinde mücadele eden kahramanın kendisiyle baş başa kaldığı vakitlerde “Dünyayı Anlama” çabasını ya da dünyanın anlamsızlığı karşısında boşvermişliğini kendine has üslubu ile anlatmıştır. Yazarın üslubunda dikkat çeken bir unsur da hikâyelerinde deneme türünün serbestliğinden faydalanarak anlatımını gerçekleştirmesidir. Ayrıca deneme türünün anlatım biçiminden yararlanması noktasında, kendisinin felsefeci tarafının bulunması ve kahramanların duygu dünyasını aktarırken çizilen daha geniş sınırlardan faydalanmak istemesi gibi unsurlar da kabul edilebilir.
Orta sınıf insanının aile, arkadaşlık ve karşı cinsle olan ilişkisi ele alınmış; mutluluk, aşk, evlilik, huzursuzluk, toplum karşısında yabancılaşma gibi duyguları incelikle işlenmiştir. Kahramanların psikolojik, fizyolojik ve sosyolojik durumları anlatılırken okuru hikâyenin içinden uzaklaştırmamak ve heyecanla takip etmesini sağlayabilmek yazarın sanat gücünün göstergesidir.
Hikâye kitabında; Gazoz Ağacı, Yaralı Hayvan ve Birkaç Öykü Daha isimli kitapların birleşimi olarak toplam 35 hikâye bulunmaktadır. Hikâyelerin hacimleri