Mələk

Yabancılar buraya gelip bize "çok özel" bir fırsat sunan ürünler göstermeye başladığında, o piyasanın çökmesine az kalmıştır.
Reklam
Bence kurumsallaşma bir kurumun aynı olaya tutarlı olarak aynı tepkiyi vermesidir. Bunun için de karakterli olmak yeterlidir. Bunu da çoğunlukla gurulardan değil ana-babanızdan öğrenirsiniz.
Yıl içerisinde bir ya da iki kere yapılan "beyin fırtınası" ya da "arama" toplantılarından da hoşlanmazdım. Bankanın bundan sonra neler yapacağını "aramak" için cuma akşamından bir otele gidilir, bütün hafta sonu genellikle otelin manzara görmeyen bir salonunda sıkıcı sunumlar dinlenir, pazar öğleden sonra geri dönülürdü. Bu tür toplantılar da "aranan" neydi bilmem ama bulunmayan bir şey vardı: Doğru dürüst fikir. Bir keresinde böyle bir "hadi ufkun arkasına bakalım" toplantısında bize yardım etmesi için bir "misafir sanatçı" davet ettik. Adamı hepimiz tanıyorduk. Babasının kırk yıl çalışarak Türkiye'nin en büyük holdinglerinden biri haline getirdiği işi, on yıl kadar kısa bir sürede un ufak etmiş bir dehaydı! Bize olsa olsa, "bir işin içine nasıl edilir" konusunda ders verebilecek bir adamı bir saat dinledik. Verdiği mesaj şuydu: "Cesur olun, yenilik denemekten kaçınmayın." Kendi cesareti, üç bin çalışanın felaketi olmuştu ama olsun.
Her yıl sonunda "performans değerlendirmesi" raporlarını doldurmak beni hep bayardı. Hele bölümlerin birbirini değerlendirmesi türünden "biz bir aileyiz" havalı süreçlerden çok irkilirdim. Bu, İsviçre'de yapıldığında belki işleyen bir sistemdir. Ama sırf tuttuğu takım yüzünden birbirine gıcık olan bir toplumda, kimsenin maaşı bir başka bölümün onun hakkındaki fikriyle ilişkilendirilmemeli.
Ziyalı, xanım-xatın analarımız istiqlal yolunda ömür və əməl yoldașlarının azadlıq və müstəqillik uğrunda mübarizəsinə qoșulurdular.