"... Ertesi günkü hareketler üzerine tahminlerini söyledi (Mustafa Kemal) ve hareketleri takip etmek için en iyi yerin onlar tarafından seçilen yer olmadığını ileri sürdü. Yukarıdan şöyle bakıştılar ve dağıldılar (Fransız askerler). Ertesi gün Mustafa Kemal hak kazandı. Sofrada yanına bir miralay düştü. Bir aralık ona dedi ki:
- Dün akşam sizin dediğiniz herkesinkinden doğru idi, fakat...
Bir şey söylemekle söylememek arasında duraklama geçirdikten sonra Mustafa Kemal'in başını göstererek:
- Ne diye bu tuhaf başlığı giyersiniz, başınızda bu oldukça kafanıza kimse itibar etmez, der."
"Yunanlı Batı Trakya'da Atatürk 'ün yaptığını yapmaz ve yaptırmaz. Çünkü oradaki Türklüğün çöküp göçüp gitmesini ister.
Onun için de 1950-1960 zalim ve soyguncularının memlekete hakim olmak için Türkiye'de yaptıklarını yapar ve yaptırır.
Bulgarlar oradaki Türkler için köy enstitüleri açmaz, açtırmaz.
1950-1960 halk düşmanlarının Türkiye 'de yaptığı gibi, yobaz okulları açtırır.
Fransa Paris'te gecekonduları yıkar, sıhhi ve konforlu mesken blokları yapar, bunları bahçeler, parklarla çevirir, okullar ve hastanelerle donatıp halkçılık görevini yerine getirir.
Ama Afrika sömürgelerinde sefil yerliler gecekondularda çürür. Onlara biraz elektrik, birer çeşme de su sadakası verirler. Olduğu gibi bırakırlar.
Biz vatan adamlarının, İdeal ve fazilet adamlarının halkçılığını değil, sömürgecilerin halkçılığını taklit ediyoruz. 1950-1960 zulüm ve soygun rejiminin adamlarından biri, "Efendim demokrasi var, isteyen çocuğunu okutur, isteyen okutmaz." dememiş miydi? İşte sömürgeci!
Atatürkçü öyle yapmaz: köy çocuklarını köy çocuklarını kız oğlan zorla okula gönderir. İnsan gibi yetiştirir. Engel olmak isteyenlerin kafalarını kırar."
"...Atatürk öldükten sonra din adamı adı altında Atatürk düşmanları yetiştirmek ve onların hocalık ettiği hafız okullarında Batı Medeniyetçiliğini gavurluk gibi tanıtmak cinayetini işlemiş olan demokrasi politikacıları utanmalıdırlar."