“En çok neyi söylemekten hoşlanırsın?”
Sokak lambası yüzünün yarısını aydınlatırken acı kahve gözlerine baktım.
“Söyleyemediklerimden hoşlanırım. içimde kalanlardan, bana eziyet eden kelimelerden, kimi zaman zindana çevirip kimi zaman cennete kavuştuğumu hissettiren, hayal ettiren, hayallerimi yıkan, aşık ettiren ama beni intihara sürükleyen, umuda beş varmış gibi hissettirip aslında bir ömür geçmeyen, boğazıma tıkanan gözlerimden akan söylenmemişliklerden hoşlanıyorum.”
“Melek? Bir şey mi oldu?”
“Hayır, daldım öyle. Gidelim mi artık?” …