Zaten,bir felakete sükûn ve itidalle tahammül edenlerin manzarası, o felaket için ağlayıp çırpınanların manzarasından çok daha korkunç ve ezicidir. Kuru ve sabit gözlerin arkasında nasıl bir ateşin yandığı;yavaşça kalkıp inen göğsün içinde nelerin kaynadığı bilinmediği için, insan mütemadi bir ürkeklik ve tereddüt içinde üzülür...
Hem "son günümüzmüş"hem de "ilk günümüzmüş"gibi yaşamak anlam kazanıyor. Son günümüz,çünkü ölüm denilen bir gerçek var Ama aynı zamanda "ilk günümüz";çünkü önümüzde yatırım yapmamız,oluşturmamız gereken bir gelecek duruyor.Yaşam boyu bunun dengesini bulmak ve bu dengeyi korumak gerekir.