Jack London'un tam da kendine yakışacak cinsten bir eseri: Sade ve akıcı anlatımıyla hacimli bir kitap olmasına rağmen pek de yormadan bitirebileceğiniz bir distopik kurgu/alternatif tarih anlatısı. London'ın siyasi ve sosyal görüşlerini bol bol içeren, siyah ve beyazın net bir şekilde ayrıldığı, adeta bir çizgi film berraklığında "iyiler" ve "kötüler" içeren eser, gerçek tarihin hafif alegorik hafif de abartı kurgusuyla yorumlanmış bir kurgu bazlı propaganda kitabı olarak karşımıza çıkıyor.
Kitap; 20. yüzyılın başlarında, aristokrat sınıfına mensup karakterimiz Avis ve onun hayatının aşkı Ernest ile tanışmasıyla başlıyor. Doğal olarak da kitabın anlatıcısı saf hanımkızımız Avis. Kitap boyunca Avis'ten ziyade aynı zamanda sosyalist lider olan Ernest'i tanıyoruz. Allah'ın sevgili kulu Ernest; oldukça zeki, yakışıklı, kuvvetli, kurnaz, entelektüel, başarılı bir hatip, kusursuz bir aşık, çelik gibi sinirlere ve güçlü bir iradeye sahip, soğukkanlı ama bir o kadar da tepki süresi düşük, iri yarı ama bir kedi gibi çevik,... vs. vs. Kısacası Martin Eden'ın bir üst modeli. Amerikalı genlerinin karşı konulmaz abartı dürtüsüyle olsa gerek, Jack London kitaplarında kusursuz insan modelleri denebilecek karakterler yazmaya bayılıyor. Bu kitapta bunun da ötesine geçip yalnızca insanlar değil olaylar da ne hikmetse kusursuz işliyor.
[Spoiler içeren paragraf]
Aristokrasi ve kapitalizm karşıtı sosyalist bir proleter yapılanmasının üyesi olan çiftimiz, ABD geneli planlanan bir devrimin ana aktörlerinden olarak kitapta yerlerini alıyorlar. Kitabın ilk yarısı boyunca Nietzsche'nin Übermensch(üst insan)'i Ernest, üst sınıflardan(aristokrat, burjuva, ruhban) kimi görürse mükemmel hitabet ve münazara yetenekleriyle alt edip "Dava"sının doğruluğunu kanıtlıyor. Öteki yarısında da kötüye