''Hepsinin kafasında mahalleliye, oda komşuları Çolak Hıdır'a, Kör Abdo'ya varana kadar hepsinin umudu ondaydı. Olsun, kızmıyordu, ağasıyla o da övünürdü ama, neden onu ayırıyorlardı sanki? Herkes ağasının apartmanına layıktı da bir o mu değildi? Yüz karası mıydı?'' Birden anasının sergisi başında niçin oturduğunu hatırlayarak, caddeden geçenlere seslendi: ''Tereler, turplar, maydonozlar, soğanlaaar.''