melike

melike
@melikekaaya
10/10
·481 syf.··
2020 19. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 12 Eylül 2020 19:26
·
Kitabımız, İstanbul Üniversitesi'nde halkla ilişkiler memuru olan Maya Duran'ın, Amerikan asıllı Alman Maximilian Wagner isimli bir profesöre İstanbul'da rehberlik yapmasıyla başlıyor. Max Wagner bazı nedenlerden dolayı İstanbul'dan sınırdışı ediliyor ve 59 yıl sonra yani 2001 yılında acı hikayesiyle beraber İstanbul'a birkaç günlüğüne tekrardan dönüş yapıyor. Maya Max'e arkadaşlık ettikçe Türkiye, Almanya, Rusya, Amerika devletleri hakkında acımasız tarihi gerçekleri öğrendikçe öfkelere biniyor bu bilgileri nasıl bilmiyorum dedikçe cahilliğine kızıyor. Ve karakterimiz öfkelendikçe siz de bu gerçeklere sinirleniyor ve tıpkı Maya gibi cahilliğinize kızıyorsunuz. Hikayemizde, Max gerçek bir Alman ve deli divane aşık olduğu Nadia ise maalesef Hitler döneminde yaşayan bir Yahudi. Profesör Nadia'yı Almanya'dan Türkiye'ye getirmeye çalışırken bir ırk ayrımcılığının yine sevenleri kavuşturamadığına tanık oluyoruz. Profesör yılmıyor ve Nadia'ya ulaşmak için binbir türlü yolu deniyor ve en sonunda Struma isminde, Romanya'dan yola çıkmış Nazilerden kaçan bir gemiye Nadia'ya bir çaresini bulup bilet gönderiyor. Fakat gemi İstanbul'a geldiğinde bozuluyor ve hiçbir yolcunun inmesine izin verilmiyor. Profesör Nadia'nın gemiden inmesi için 2 ay kadar bekliyor... Bu konu hakkında devam edersem spoiler vermiş olacağımı. Maya sadece Nadia hakkında acımasız gerçekleri değil, aynı zamanda anneannesi ve babaannesi dahil 3 kadın hakkında da devletlerin iktidar mücadelesi yüzünden birbirine kavuşamayan, bir çok acı yaşamış insanların da gizlenmiş hikayelerini öğreniyor. Bu kitap bana Yahudi Soykırımı'nı, Struma' yı ve Mavi Alay'ı öğretmekle kalmayıp hiçbir devletin masum olmadığını, devletin, başındaki kişinin her ne kadar silahla birini öldürmeye çalışmasa da, tek bir kişinin (örneğin
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020164,2bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
7/10
·272 syf.··
2020 14. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Ağustos 2020 01:24
Kitabı okurken nedensizce hem çok sıkıldım hem de çok sevdim, anlamsız duygular içerisindeyim. Bu hikayemiz Victor Frankenstein isimli birinin çok fazla danışıp araştırması ile bir yaratık meydana getirdiğini anlatıyor. Günlerce cansız bir şeye can verebilmek için gecesini gündüzüne katıp çalışıyor, ama bu yaratığın canlandığı zamanı gördüğündeyse hayal kırıklığına uğruyor. Şekilsiz vücudunu, bir o kadar da çirkin suratını görünce direkt ondan kaçıyor onun bulunduğu ortamdan gittiğine emin olana dek bir daha evine yaklaşmak istemiyor. Yarattığı kişi Frankenstein'e karşı içi intikamla doluyor çünkü Frankenstein yarattığı varlığı o canavar görüntüsüyle, hiçbir şey bilmeyen haliyle bir başına koyup umursamıyor. Yarattığı varlık kendi çabalarıyla konuşmayı öğreniyor, doğayı ve insanları tanımaya başlıyor, eziyetler çekiyor. Bu eziyetleri çekerken intikam duygusunun içini kaplamasıyla beraber Frankenstein'ın sevdiklerinin canını almasıyla Frankenstein'a ceza vermeye başlıyor. Böyle özetini yazdığımda kararımı değiştirerek kitabın gerçekten güzel olduğu kanısına vardım. Beni sıkan tek şey yazarın fazla betimlemeye girmiş olmasıydı. Ben genel olarak kitapta Frankenstein'ın yarattığı varlığa hak verdim, çoğu yerde yine Frankenstein'a kızdım, yaratığın masum insanları öldürmesi tabikii hoş değil ama onu öyle bırakıp gitmesi beni o kadar üzdü ve sinirlendirdi ki...
Frankenstein ya da Modern PrometheusMary Shelley · Can Yayınları · 201821,8bin okunma
10/10
·626 syf.··
2020 12. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Ağustos 2020 20:59
Ah Jane Eyre... beni hem hiçbir şeye rağmen yılmayan halinle mutlu ettin, hem de o aşkınla, o hayata dört elle sarılışınla yüreğimi burktun. O bitmek bilmeyen umudunla, kendini hep savunacak, "kadın(!) " olmana rağmen hiçbir erkeğe ihtiyaç duymadan kendi ayaklarının üstünde durman gibi bir çok şeyinle beni kendine hayran bıraktın. Ahhh bir de Edward Rochester var tabii. O sert ama içindeki merhametin, vefan, yüce gönüllüğün, soğukkanlılığın, eksilmeyen umudun nasıl da aşık ettirdi beni kendine. Bu kitabı okurken hiçbir şekilde kitaptan başka aklımı hiçbir şeye veremedim (normalde sürekli dikkati dağılan insan olarak) çünkü sanki karşımda arkadaşım varmış, sanki bir arkadaşımla konuşuyormuşum gibi dost etti beni kendine. Hiçbir sayfasında, hiçbir cümlesinde sıkılmadım. Kendimi Jane'e o kadar çok benzettim ki okurken, sanki yazar benim düşüncelerimi kitap haline getirmiş gibiydi. Kitabı bitireli 1 saat oldu ve ben hemen incelemesini yapamadım, oturdum 1 saat kitabı düşündüm. 600 sayfa olması azıcık gözümü korkutmuştu ama bi 600 sayfa daha olsa seve seve okurdum. Seve seve Jane'in Edward'ına kavuşmasıyı beklemeyişini, kavuştuğu anı okurdum. Duyduğuma göre filmi de varmış, onu da hemen izleyeceğim. Şu ana kadar okuduğum en güzel kitap oldu Jane Eyre. Asla unutmayacağım, herkese severekten, karşımdaki kişinin de seveceğini bilerekten delicesine tavsiye edeceğim. Aklıma geldikçe açıp altını çizdiğim yerleri tekrar tekrar okuyacağım, bu güzel kitabı, bu güzel macerayı unutmamak için kitabı sonra tekrardan okuyacağım.
Jane EyreCharlotte Brontë · Can Yayınları · 201842,3bin okunma
9/10
·375 syf.··
2020 11. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 11 Ağustos 2020 19:55
Uçurtma avcısı, aslında Afganistan'da her yıl düzenlenen yarışmanın adıdır. Kitabın konusu ise Afganistan'ın en kötü yıllarında yaşamış, ama hiçbir zorluğu görmemiş ağa oğlu Emir, ve hizmetkarının oğlu Hasan'ın hikayesini anlatır. Emir'in büyüyüşünü, bazı nedenlerden dolayı kendini affetmeyişini, yine de çabalayışını çok güzel bir şekilde anlatmış bize yazar. Sayesinde çok güzel bir hikayeye tanık olmakla kalmadım aynı zamanda Afganistan'ın yaşadığı zorluklar hakkında bilgi sahibi oldum. Birkaç gün sonra Bin Muhteşem Güneş'i okumayı ve onu da çok seveceğimi düşünüyorum.
Uçurtma AvcısıKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2024192,5bin okunma
6/10
·328 syf.··
2020 9. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 07 Ağustos 2020 23:45
Bu kitapla birlikte Wulf Dorn serisini bitirmiş oldum Travma'yı okurken o kadar fazla sıkıldım ki... Nedeni ise diğer wulf dorn kitaplarına asla benzemiyor oluşuydu. Sonucu bizi şaşırtıcı türden değildi bu sefer. İlk defa bir kitabıyla beni hayal kırıklığına uğrattı, sıktı. En sevdiğim yazarı böyld gömmek istemiyorum, benim hala en sevdiğim kitabı, ilk göz ağrım olan Hain Yüreğim.
TravmaWulf Dorn · Pegasus Yayınları · 20172,842 okunma