Mecit hocamdan birçok kitap okumuş, kalemine aşina biri olarak Mutluluğun İnşası’na başladığımda neyle karşılaşacağımı az çok biliyordum. Yine de bu kitap, beklentimin ötesinde, insanın iç dünyasına doğrudan temas eden bir kisisel gelisim anlatımı sunuyor..
Bu kitapta mutluluk; bulunacak, yakalanacak ya da dış şartlar düzelince kendiliğinden gelecek bir hâl olarak ele alınmıyor. Aksine mutluluk, emek isteyen, sabırla kurulan ve süreklilik gerektiren bir iç yapı olarak anlatılıyor. Mecit hocam, okuru dış dünyayı düzeltmeye çalışmaktan çok, kendi iç düzenini kurmaya çağırıyor.
Klasik kişisel gelisim turlerinden farki, buyurmayan ama düşündüren bir yerde duruyor. “Böyle olmalısın” demek yerine, “gel birlikte bakalım, birlikte çözüm arayalim" diyen bir ses var satırlarda.
Kitap boyunca sıkça vurgulanan bir gerçek var:
İnsanı asıl yoran şey yaşadıkları değil, yaşadıklarına yüklediği anlamlar. Mutsuzluk çoğu zaman dış dünyadan değil, zihnin içinde tekrar eden düşünce döngülerinden besleniyor, ve ne yazikki bu olumsuz duygulari yine biz kendimiz besleyerek büyütüyoruz.
Mecit hocam, anlatısını sadece kendi cümleleriyle değil, ünlü düşünürlerden ve yazarlardan yaptığı alıntılarla da derinleştiriyor. Bu alıntılar süs niyetine değil, tam aksine anlatıyı hedefe daha net ulaştıran dokunuşlar.
Mutluluğun İnşası, duyguları bastırmayı değil, onları tanımayı, anlamayı ve yönetmeyi fısıldayan bir kitap. Hayatın zor yanlarını inkâr etmiyor ama bu zorlukların insanı tanımlamasına da izin vermiyor.
Hayat değiştiremiyorum ama ona bakış açısını degistirecegimizin garantisini verir gibi bir anlatı