“Ard-arda kaç zemheri,
Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu.
Dışarda gürül-gürül akan bir dünya...
Bir ben uyumadım,
Kaç leylim bahar,
Hasretinden prangalar eskittim.
-Nihayetsiz sanılır bu ateş, müthiş duruş;
Uzayan bir busedir insanın ensesinde.
Mesafeler kaynayıp kaybolmak hevesinde;
Ve sema ağaçlarda kımıldamayan bir kuş.
-‘Gel!’ diyen bir kadının alev elbisesinde
Görünen bir tembellik vücudu uyuşturmuş.
Beynimizin içinde bir şeytan bağdaş kurmuş.
Sesler bir mayi gibi bir sükût kâsesinde.
Kuruyan sular gibi zamanı da kaybettik;
Ne gezer gölgesine güvenilir bir delik.
Bir görünmez buhurdan sükûtunda susarak.
-Çok uzak bir alemin rüzgârını anarız.
İçimizden yanarız, dışımızdan yanarız;
Nerdeyse varlığımız duman olup uçacak.