Kitapta belki de en sevdiğim, üzerinde beni en çok düşündüren paragraf ;
“Yakup hocam kendini aşamayan, bencil bir insanın, anlam çerçevesi kendinden başkasını içermediği için mi mutlu olması zordur?”
“Önce şunu söylemek istiyorum, her insanın var olabilmesi için ‘ben’i düşünmesi, kollaması, beslemesi ve geliştirmesi gerekir, yani bir miktar ‘bencil’ olması gerekir. Bu gerçekçi, doğal ve sağlıklı bir bencilliktir. Ama bencilliğin aşırı dereceye çıktığı durumları kastediyorsak, evet, bencil insanın mutlu olması zordur, çünkü yaşamının anlam sahası kısıtlıdır ve ister istemez bir süre sonra kendini yaşamdan kopuk hissetmeye başlar. Ama unutmamak gerek, bencil insan, kültür robotu olduğu süre içinde bencil olduğunun farkında değildir. Onun Tanımlama Sistemi kendisinin haklı ve gerçekçi olduğunu söyler. Tanımlama Sistemi’nin üçüncü boyutu, AŞKINLIK oluşuncaya kadar, böyle bir kişi bencil olduğunun farkına varamayacaktır.”
“Bencil insan, bencil olduğunun farkında olmazsa ne olur, yani nasıl bir insan olur ve nasıl bir hayat yaşar?”
“Asık suratlı, yanına yaklaşılması zor bir insan olur. Öfkelidir. Geçimsizdir. İş birliği yapmaz. Her şeyde olumsuz bir niyet arar. İdeolojik saplantılar geliştirir.”