“Kalbini açabilen insanlar var, bir de açamayanlar. Siz açabilenlerdensiniz. Ya da daha doğru deyişle, istediğinizde bunu yapabiliyorsunuz.”
“Peki insanlar kalbini açınca ne oluyor?”
“İyileşiyorlar.”
“Bence her şeyi fazlasıyla ciddiye alıyorsunuz. Birini sevmek olağanüstü bir şeydir ve bu sevgi eğer gerçekse, kimse içinden çıkılamayacak bir labirente düşmez. Kendinize daha çok inanmak zorundasınız.”
“Ama düşünülecek olursa, neyin iyi olduğunu, neyin olmadığını kim söyleyebilir ki? İşte bu yüzden, mutlu olma fırsatı yakaladığınızda dört elle sarılın ve diğer insanlar hakkında çok endişelenmeyin. Kendi deneyimimden yola çıkarak şunu söyleyebilirim: Hayatta böylesine fırsatlar insanın karşısına iki ya da üç kez çıkar ve eğer kaçırırsanız yaşam boyu pişmanlık duyarsınız.”
“Ve sadece o manzara, ekim ayındaki o çayırın manzarası bıkıp usanmadan gözlerimin önünden geçiyor, bir filmin unutulmaz bir sahnesi gibi. Bu manzara, kafamda her belirdiğinde, zihnimde bir yerleri harekete geçiriyor. “Hadi uyan, diyor. Ben hâlâ buradayım… Uyan da anlamaya çalış niçin hâlâ buradayım.””