"Onlar birbirlerine aitti. Hayat ne getirirse getirsin bu hiç değişmeyecekti. Mutlulukları kendi ellerindeydi ve ikisi de korkmuyordu."
Okuduğumuz kitaplardaki karakterlerin hayatının bir dönemine tanıklık etmekle kalmayıp büyüdüğünü görmek çok güzel değil mi? 11 yaşında Avonlea'ya gelen küçük Anne'in 25 yaşına gelip evlendiğini, kendisine bir yuva kurduğunu görmek de o kadar iç ısıtıcı bir hikâyeydi.
Anne ve Gilbert'ın nihayet bir birbirlerine kavuşup evlenmeleriyle başlıyor hikâyemiz. Four Winds Rıhtımı'nda yaşamaya karar veren bu güzel çiftimiz kendi hayallerindeki evi yani kendi deyimleriyle 'Rüya Evi'ni kuruyorlar. Yeni bir hayata yeni bir yerde başlamalarıyla birlikte yepyeni karakterler de hikâyeye dahil oluyor.
Serinin diğer kitaplarında da Anne'in büyüdüğünü hissettim ama bu kitapta gerçekten yetişkin olma sürecine daha yakından tanıklık yaptım ve bu düşünce beni epey duygulandırdı. Nihayetinde Anne'in gerçekten hak ettiği mutluluğu tadabildiğini görmek çok güzeldi. Gerçekten sevdiği biriyle hayallerini inşa etme sürecini keyifle okudum. Sonunda kavuştular!
Hikâyenin başında yeni bir yere taşınacaklarını bilmek beni hüzünlendirse de yeni karakterlerle birlikte bu kasabadan oldukça keyif aldım. Kaptan Jim çok tatlıydı, Anne'in böyle keyifli bir dost edinebilmesine sevindim. Bayan Cordelia'nın bazı diyalogları yer yer güldürdü. Leslie karakterine karşı başta ön yargılıydım. Kendi hikâyelerinden mutlu olmayıp başkalarına imrenen insanlar bir tık tehlikeli gelir bana ancak hikâyenin devamında olan gelişmelerle birlikte Leslie & Anne dostluğunu çok sevdim.
5. kitapta Anne'in kendi iç dünyasına çok odaklanamadık, diğer karakterler daha ön planda gibiydi. Bazı olayların da çabuk geçildiğini düşündüm. Konuyu anlamadan oldu bittiye geldi gibi. Ayrıca Avonlea'daki
"Acaba güzellikle acının bu kadar iç içe geçmesinin sebebi nedir? Güzelliğin bir gün yok olacağını bilmek mi acının sebebi? Yoksa böylesine bir güzelliğin bile sonu olduğunu bilmek mi?"
"Benim her şeyden keyif almak gibi bir alışkanlığım vardır. Hatta buna o kadar alışmışım ki bazen hoş olmayan şeylerden bile keyif alabiliyorum. Zira sonsuza dek sürmeyeceklerini bilmek beni neşelendiriyor."
“Eğer kızıl saçlı olmasaydın o zaman Anne olmazdın. O süt beyazı tenine sıcaklık veren, külrengi gözlerini öne çıkartan kızıl saçların… Kraliçe Anne, inan bana sarı saç sana hiç yakışmazdı ve evet sen benim kraliçemsin. Yüreğimin, hayatımın ve yuvamın kraliçesisin.”