"Elbette, evliliğin kendine özgü iniş çıkışları var... Her şeyin sorunsuz bir biçimde ilerlemesini bekleyemezsin. Fakat seni temin ederim ki doğru kişiyle evlendiğinde çok mutlu bir hayatın oluyor."
"Ya bu devir yüzünden devrileceğiz ya da devirle birlikte delireceğiz." (s. 82)
Adaleti sağlamak derken neyden bahsediyoruz? Sadece bir zaman ya da topluma özgü değil toplumun adalet arayışı. Tüm kültürlerin ortak bir meselesi olan bu kavram aynı zamanda herkes için farklı açıklamalarla anlam kazanıyor.
Avcının Son Gecesi, tek bir mesele üzerinden adalet kavramına iki farklı bakış açısından bakmamızı sağlıyor. Kitapta bölüm bölüm iki farklı karakter konuşuyor. F başlıklı bölümleri anlatan Feryal karakterimiz arkası kesilmeyen cinayet davalarını çözmeye çalışan savcı. A başlıklı bölümlerde ise bu suçu işleyen Avcı'nın cinayetleri işleme sürecine şahitlik ediyoruz. Avcının öldürdüğü kişilerin her biri p*dofili, t*cavüz suçlusu kişiler. Yani kitapta Avcı; çocukların, kadınların hayatını mahveden her bir kişinin hayatına son verilmesi gerektiğini düşünerek üst kurumlar tarafından sağlanmayan adaleti kendi sistemiyle çözmeye çalışıyor. Savcı Feryal ise başta bu durumdan habersiz ve yine de başka insanların da hayatının alınmasını doğru bulmayarak Avcı'nın kim olduğunu bulmanın peşine düşüyor.
Farklı türlere, yazarlara şans vermeye açık olduğum için konusunu incelemeden okumaya başladığım çok kitap olmuştur. Avcının Son Gecesi de bunlardan biriydi. Tamamen macera, polisiye tadında kafamı dağıtacağını düşündüğüm bir hikâye okumak istedim ancak beklediğimden daha güzel bir romanla karşılaştım. En başta kitapta adalet temasının bu denli vurguyla işlenmesi ve yazarın böyle önemli bir konuyu polisiye bir olaya bağlayarak vurgulaması gerçekten hoşuma gitti. Gerçekten adaletin ne olduğunu bir kez daha sorgulamamı, daha fazla düşünmemi sağladı. Zira hepimizin aklına bu konuda sorular takılıyordur diye düşünüyorum. Ayrıca yazarın anlatım dili de çok akıcıydı. Bölümler kısa kısa
"Biz... Yaptıklarımızdan çok yapmadıklarımızdan mesulüz. Konuşmamız gereken yerde sustuklarımızdan, savaşmamız gereken yerde kaçtıklarımızdan, koşmamız gereken yerde durduklarımızdan..."