İnsan hayatında yaşadığı bazı olayların ardından adeta psikolojik bir tokat yer ve hayatında bazı şeyleri değiştirir. Sefiller' i okuduktan sonra -ilk kitabım- bir hafta boyunca öyle bir piskolojiye büründüm ki o andan itibaren elimden kitapların düşmeyeceğini anladım. Öyle de oldu, iyi ki o tokadı yemişim. Yemeseydim büyük ihtimalle şuan neyden yoksun yaşadığımın farkında bile olmazdım. Tüm samimiyetimle söylüyorum ki; Bu kitabı göz ardı etmeyin...
"Renk renk gençler yetişiyor. Bunlardan yararlanacağız. Bu gençler öne çıkınca, her yer de birbirine benzemekten çıkacak. Daha dolu dolu bir ülke olacağız. Umudum budur."
Söylesenize, neden hiçbirimiz birbirimize karşı kardeşçe davranmıyoruz? Neden en iyi insanlar bile sanki hep başkalarından bir şeyler gizler, hep susar? Sözlerinin yel olup gitmeyeceğine emin olduğun zamanlarda bile neden yüreğinden geçenleri dosdoğru söylemezsin? Herkes olduğundan daha ketum görünüyor, sanki hemen dile getirirlerse duygularının zedeleneceğinden korkuyorlar.
"Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü, hem akıl çağıydı, hem aptallık, hem inanç devriydi, hem de kuşku, aydınlık mevsimiydi, karanlık mevsimiydi, hem umut baharı hem umutsuzluk kışıydı, hem her şeyimiz vardı hem hiçbir şeyimiz yoktu, hepimiz ya doğruca cennete gidecektik ya da tam öteki yana..."