“Dünyadaki açlık için teknolojik gıda çözümü aramak, yeni yüzyılın ticari açıdan en kötü niyetli boş girişimidir.”
Kitabın beni en çok etkileyen cümlesiyle incelememe giriş yapmak istedim.Ben sık sık inceleme yapan biri değilim.Çünkü bu anlamda kendimi henüz yetkin bulmuyorum.Hatalarım olursa affediniz. :)
Saklı Seçilmişler gazeteci Soner Yalçın’ın derin araştırmaları sonucunda belirli tespitleri ortaya koyduğu siyaset,ekonomi ve tarım faaliyetleri ile harmanlanmış bir kitap.Açık konuşmak gerekirse siyasi anlamda taraflı bir bakış açısıyla yazılmış.Ve sırf bu yüzden bu kitaba yorum girmek istemedim.Çünkü her ne kadar yazılanların doğruluk payı olsa da ve bunlar belgelendirilmiş olsa dahi,farklı görüşlere sahip kişilerden tepki almak istemem.Ama yine de iki cümle etmeden geçmeyeceğim.
Önce tohumlar,ardından süt,yumurta, mercimek, buğday... Derken,kısacası insan hayatının devamı için gerekli olan temel besin maddelerinin genetiğiyle nasıl oynandığı,ufacık bir buğday tanesinin bile nasıl zehire çevirildiği anlatılıyor.Önce tarım ürünleri,sonra tarımsal faaliyetler,daha sonra da tarım politikaları derken tarımın ülkemizde ne kadar vahim bir hale getirildiğini anlatmış gazeteci.Çiftliklerin kapanışı, markalarımızın satışı derken dışa bağımlılığımızın nasıl bu kadar arttığını teker teker açıklamış.
Tabi ki perde arkasında emperyalist güçler var.Başta Rockefeller olmak üzere dünyayı adeta günden güne sömüren topluluklar.Sağlık alanında okuyan herkes bilir ki daha ilk derslerden Dünya Sağlık Örgütü’nün ne olduğu,önemi ve koyduğu standartlar adeta çiviyle çakarcasına öğretilir.Bu kitabı okuyunca anladım ki Dünya Sağlık Örgütü sadece bir kukladan ibaret,emperyalizm neyi emrederse ona yönelik algı oluşturan bir hiçmiş.Kitabı okudukça hem şaşırıyorsunuz hem de