Pınar Kür'ün gazetede görüp etkilendiği bir olaydan esinlenerek yazdığı bir klasik. Kadınlar için birden fazla anlamda klasik...
Her neyse. Olayı 3 farklı ağızdan okuyoruz. Kendine edilenlerin ve ettiklerinin cezasını başkalarına ödetmeye çalışan Faik, - başka bir olgu daha barındıran bir bölüm.- Okuduğunuzda yaşanıldığına inanamayacağınız şeyler yaşayan Melek, ve Melek'i kurtarmak isteyen toy bir delikanlı Yalçın. İlk ikisi, yazımı gerçekten zor olan bilinç akımı tekniğiyle yazılmış. Okuru rahatsız etmeyecek şekilde başarılı bir yazım fikrimce.
Yaşanan iğrençlikler üstü kapalı değil de olduğu gibi; kelimeler, korkmadan kullanılarak anlatıldığı için zamanında yasaklanmış bir kitap. Yazar savunmasında "Esasen, Melek'in çektiği korkunç acıları, işkenceyi, akla uzak aşağılanmaları okuyup da cinsel arzuları kabaracak bir kişinin ruh sağlığından ciddi biçimde kuşkulanmak gerekir." diyor. Kitabı yasaklayanların zihniyetine kibar kibar küfür ediyor aslında. Kitabın sonundaki bölümde savunmasını da okuyabilirsiniz.
Geçenlerde Dorian Gray'in Portresi ' ni okuduğum sırada - yine yasaklanmış bir kitap - aklıma Asılacak Kadın geldi. Oscar Wilde önsözünde, "Ahlaklı kitap ya da ahlaksız kitap diye bir şey yoktur. Kitaplar ya iyi yazılmıştır ya da kötü. Mesele bundan ibarettir." der.
Asılacak KadınPınar Kür · Can Yayınları · 202611,7bin okunma
"Çünkü, meselelerin halledileceğine inanmıyorum. Daima öleceğiz ve öldüreceğiz. Daima bir tehdit altında kalacağız. Ben trajedinin kendisini seviyorum. Asıl büyüklük, ölüm şuuruna rağmen gösterdiğimiz cesarette."
İnsanlıktan ümit kesmedim, fakat insana güvenmiyorum. Bir kere bağları çözüldü mü; o kadar değişiyor, o kadar kurulmuş makine oluyor ki... bir de bakıyorsun ki, o sağır ve duygusuz tabiat kuvvetlerine benzemiş...
Harbin, ihtilâlin korkunç tarafı, asırlarca gayretle, terbiye ile, kültürle yendik sandığımız bu kaba kudreti birdenbire başıboş bırakmasıdır.