mell

Puan vermedi·376 syf.··
2023 2. kitabı
Hasan İzzettin Dinamo’nun Savaş Ve Açlar adlı eseri savaşın yalnızca cephede değil, cephe gerisindeki halka da yaşattığı ızdırabı da gözler önüne serer. Okuduğum çoğu savaş kitaplarının aksine cephenin arkasındaki halka yönelen bu eser en sevdiğim kitaptır. Benim için güzel kitap; sadece olay örgüsüne, betimlemelere, finale dayanmaz. Benim için kitaptan ne derece etkilendiğimle paraleldir kitabın güzelliği. Bu kitap ise nerede olduğumu bana unutturmuş, kalabalığın içinde beni ağlatmış, iştahımı kaçırmış ve hatta rüyalarıma girecek kadar beni etkilemiştir. Kitabın bizzat yazarın kendi hayatını anlatması da cabası. Kitabı okurken kurgudan uzak olduğunun bilincinde olmama rağmen her seferinde beynimin içinde yankılanan “Hayır, olamaz bu kadar da olmamalı!” diye çığlık atan iç sesimi bastıramadım. Kitap okumak yalnızca yeni bilgiler öğrenmekten, kelime dağarcığını genişletmekten ibaret sanıyor okumayanlar. Ama kalemini güçlü kullanabilen bir yazarın dilinden okuduğumuzda, öğrenmekten çok yaşarız o dönemi. Ben hiç aç kalmamıştım, sefalet nedir bilmezdim, bu kitabı okuyana kadar. Dinamo öyle yalın öyle içten anlatmış ki yaşananları, ben de yaşadım. Okurken çocukların açlığını, ölen kardeşlerinin acısını, annenin çaresizliğini hissettim. “Ölüm, artık onların en yakın komşusu olmuştu. Hem de teklifsiz bir komşuydu. Kapıyı çalmadan itip içeriye giriyor, onlarla baş başa, diz dize oturup yarenlik ediyor, sevgili kardeşleri kılığında evden çıkıp gidiyordu. Evet, ölüm artık hiç de korkulacak bir nesne değildi. Ölüm, Hüseyin gibi, Fatma gibi, babaları gibi, ağabeyleri gibi, büyükanneleri gibi, en son da Seher gibi sevgili, sevimli, zavallı bir nesneydi.” (s. 355) Roman, toplumcu gerçekçilik akımının bir ürünü olmakla beraber aynı zamanda bir hukuk eleştirisi niteliğindedir. Bu
Savaş ve AçlarHasan İzzettin Dinamo · Tekin Yayınevi · 20172,195 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·114 syf.··
2025 4. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2025 12:05
Micheal Kohlhaas’ın hikayesi sadece hukuk öğrencilerinin değil toplumla iç içe olan herkesin okuması gereken bir kitap. Kitap dürüst ve çalışkan bir at tüccarının uğradığı kötü muamele sonucu adalet aramasıyla başlıyor. Ancak bu girişim yozlaşmış adalet, haksız kayırma, toplumsal hiyerarşi yüzünden başarısızlıkla sonuçlanıyor. Bu noktada Micheal Kohlhaas son hukuka uygun girişiminde ise çok sevdiği eşini kaybederek acı içinde hukuktan medet ummayı bırakarak kendi adaletini silahlanarak kendi sağlamaya kalkışıyor. Bunu yaparkenki en büyük savunması ise aslında günümüz hukuk devleti anlayışına tamamen ters düşen devlet modeli. “Eğer devlet benim hakkımı savunamıyorsa ben bu ülkenin vatandaşı olmak istemiyorum, bu nedenle de kurallara uymuyorum.” düşüncesiyle hareket ediyor. Ancak bu yorum elbette günümüz ceza hukukunun benimsemediği bir yorum. Ama kanımca burada dikkat edilmesi gereken husus hukuk devleti ilkelerinin, adaletin yerine getirilmediği hallerde ne gibi sorunlar doğuracağıdır.
Michael KohlhaasHeinrich Von Kleist · Can Yayınları · 20171,067 okunma
Puan vermedi·261 syf.··
2023 1. kitabı
william golding'in, muhteşem bir simgesel anlatım ile süperego'yu, id'i ve ego'yu raks eder şekilde bize sunduğu büyük bir şölendir. özellikle jack'in alt benliğini maskeleyip, -ki suratlarına sürdükleri boyalar doğrudan bunu simgeliyor ve suratına boya sürmeden önce elinde fırsat varken bile bir domuzu öldürememişti- yürüyen bir id'e dönüşmesi ile muhteşem bir karakter gelişimi sunmaktadır bize golding. bunun yanında, ralph'ın sadece deniz kabuğunu öttürebilmesi sayesinde şef seçilmesi fakat zaman içerisinde domuzcuğun kendisinden daha akıllı olduğunu farkedip, onu bir nevi akıl hocası olarak yanında tutması, zaman içerisinde onun sözlerini ciddi anlamda dinlemeye başlaması da gayet enfes anlatılmış bir başka ayrıntıdır. adayı dünyanın küçülmüş versiyonu olarak düşünürsek de, başta çocukların kurmaya çalıştığı demokrasinin, nasıl jack gibi biri tarafından yıkıldığını gözümüze sokmaktadır golding. dolu dolu bir kitaptır.
Sineklerin TanrısıWilliam Golding · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202597,3bin okunma
Puan vermedi·72 syf.··
2024 6. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 03 Aralık 2024 01:56
“kızıl veba, medeniyeti dünya üzerinden silip süpüreli altmış yıl olmuştur. hayatta kalmayı başaran bir avuç insan, vahşi yaşamın ortasında, kabileler halinde kendi medeniyetlerini ve toplumsal sınıflarını oluşturmuştur çoktan. ancak sanattan bilime kadar her türlü bilgiden yoksundurlar. ilkel zamanlara geri dönülmüş, yaşam yine ‘yemek-çoğalmak-hayatta kalmak’ üçgenine hapsedilmiştir. yetişen yeni nesil de dünyayı hurafelerden ibaret görmekte, her türlü batıla inanmaktadır. yitip giden eski dünyanın sırlarını hatırlayan, hayatta kalan tek insan da yaşı artık bir hayli ilerlemiş olan profesör james howard smith’tir ve onun da tek umudu yetişecek neslin bu barbarlığı, cehaleti ve umursamazlığı aşıp medeniyete yeniden erişmesidir. yaşlı adama kulak verin, o geçmişi ve yaşadığı günleri sadece torunlarıyla değil sizlerle de paylaşıyor. medeniyet her bireyin ortak noktası… peki, ya kızıl veba gibi baş edilemeyen bir mikrop onun sonunu getirirse, geriye insanlığa dair ne kalır?”
Kızıl VebaJack London · Türkiye İş Bankası kültür Yayınları · 202447,7bin okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2024 5. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 04 Ağustos 2024 00:50
intiharla yaşamına son veren ve yaşadığı sürece de ölmek için adeta çabalayan bir kayıp ruhun anlatısı. çok iyi kitap diyemem, ama çok haz alarak okudum diyebilirim. özellikle çocukluk ve ergenlik anılarını okumak çok ciddi bir haz verdi bana. geçenlerde çok tatlı bir kızla konuşurken ağzımdan bir cümle çıktı. aslında çok düşünerek sarf etmediğim, önünü arkasını çok dolduramayacağım bir cümle olsa da söylediğim andan itibaren çok sevdim. kız latin danslarından çiftin birbirine oldukça yakın durduğu ve haliyle seksi bir dans olan bachata yapıyor. buradan yola çıkıp konuşurken işte, ben sanat için, ''sanat mutlu etmek, üzmek, heyecanlandırmak için değildir sadece, bunların ötesine geçmek içindir'' dedim. tabii ki sanatı duyarlılık için de kullanabilirsiniz, başka şeyler için de. bugün beethoven'ın 9. senfonisi herkesin duygularını coşturabilir mesela. ama benim söylemek istediğim şey sanat duyguların ötesine geçmek için de kullanılabilir. insanlıktan çıkmak için, duyarsızlaşmak için, insanlığın ötesine geçip insana dışarıdan bakabilmek için de sanattan daha iyi bir yol bilmiyorum ben, belki delilik olabilir, ama o zaman bilinç de pek kalmaz ortada, en azından bizim anlayabileceğimiz şekilde bir bilinç. bunların ozai ile ne alakası var derseniz, ozai insanlıktan çıkıyor. hatta kitabın başında şöyle diyor; ''yaşamım utançlarla doludur. hatta insan yaşamının ne olduğu hakkında bir fikrim yok.'' ozai aptal biri değil, yazdıklarından anladığım kadarıyla gayet zeki bir adam. kadınlarla arası hiç kötü olmamış. varoluşsal sancılar sonucunda da anlamsızlık içinde falan boğulmamış. fakat nasıl olmuşsa olmuş, ruhu hiçbir zaman bu dünyaya ait olamamış. bu sebeple kayıp bir ruh diye adlandırdım kendisini. ama işte sanatın -edebiyat bir sanat kabul edilmezse eğer edebiyatın diyelim-
1000Kitap
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 202560,1bin okunma