Ben, şayet bir pencerem olursa günün birinde, aydınlık bir sokağa baksın isterim. Böyle camı açtığımda gök içeri dolsun. Yerde saksıya koyduğum begonya ve kasımpatılarım, bir de bahçem olursa eğer dallarına erişebileceğim bir sümbül ağacım… Benim pencere önü çiçeklerim rastgele çiçeklere arada bir baksın ve Bülent Ortaçgil’in deyimiyle entelektüel olsun. Fransız balkonum da olursa tamamdır. Bu romantikliğim o günlerden bu günlere çaktığım şımarık bir selamdır.
Ben o pencereden sümbül kokuları eşliğinde gökyüzünün sonsuz maviliğini kucaklamak ve hiç gitmek istememe hissimle gurur duymak isterim. Çünkü biliyorum ki bu pencere artık bir yurt odası değil ve ben de artık gitmek zorunda değilim. Kimsenin gitmeyi düşünmeyeceği bir penceresi olması dileğiyle…