Beslenmeyi öğrenmek istiyorsanız bu kitabı okumayın!!! Beslenme bir bilimdir, bu alanda eğitim alan insanlara diyetisyen denir lütfen beslenme konusunda diyetisyenler dışında konuşanların söylediklerine araştırmadan inanmayın. Beslenme insan sağlığını direkt olarak etkileyebilir, kitabın yazarı Mehmet Bey Arap ve Fars Dilleri Edebiyatı bölümünden mezun olmuş, kitabın akıcılığından Mehmet Bey'in bu alanda eğitim aldığını anlıyoruz fakat kitaptaki beslenme bilgilerinin çoğunun yanlış olduğunu bir diyetisyen adayı olarak söylemeyi bir sorumluluk sayıyorum. Yazar kitapta ilerleyen yaşının getirdiği bir takım hastalıklar sonucu doktor doktor gezip çözüm ararken karşısına tesadüfen çıkan biri sayesinde beslenme alışkanlığını değiştirerek sağlığına kavuştuğunu bu süreçte neler yaptığını anlatmış. Yaptıkları çok doğru şeyler bile olsa (ki bence değil) bu süreç her insan için farklıdır, çok küçük değişiklikler bile çeşitli hastalıklara sahip olan bireyler için büyük hasarlara sebep olabilir. Bir kişinin kan değerlerine, vücut analizine, hastalık öyküsüne bakmadan sadece kan grubuyla beslenmesini şekillendiremeyiz. Tüm bunların dışında eğer din-beslenme üzerine bir kitap okumak istiyorsanız şayet bu kitap aradığınız kitap olabilir (ilk bölümlerinde). İslam dininde nasıl beslenilmesi gerektiği hadisler, ayetlerle örneklendirilerek çok güzel ve açıklayıcı şekilde anlatılmış.
Kitabı okurken araştırarak okunması gerektiğini düşünüyorum, her yazılanın doğru olduğunu düşünerek değil. Elbette hekimlik tecrübeleriyle Canan Karatay'ın söylediği şeylerin bir kısmı doğru fakat bazı yerlerde eksiklikler büyük. Örneğin Canan Karatay tuzun vücudumuz için çok yararlı olduğunu, yıllarca aksinin iddia edildiğini ve ne kadar canımız isterse o kadar tuz tüketebileceğimizi yazmış. Demiş ki "tuz tüketen toplumlar daha az kalp ve damar hastalıklarına sahip oluyor mesela Uzak Doğu'da bu hastalıkları görmek çok zordur. Fakat Türkiye'de yeterince tuz tüketilmiyor. Uzak Doğu'da günlük 8 gram tuz tüketiliyor biz de tüketmeliyiz". Sevgili 1k okurları, bizim ülkemizde günde yaklaşık 16 gram tuz tüketiliyor! Bunu Canan Hanım nasıl göremedi? Neden kitabında yer vermedi? Sadece tuz tüketimine bakarak Uzak Doğulu insanlarla bizi kıyaslamak ne kadar doğru? Biz onlar kadar balık yiyebiliyor muyuz? Biz onlar gibi hareket edebiliyor muyuz? Yaşam koşullarımız aynı mı? Her şeyden önce genetiğimiz aynı değil. Birçok değişken varken sadece tuz tüketimiyle bunu kıyaslamak sizlere ne kadar mantıklı geliyorsa yazarın kitaplarını o kadar okuyun.