Çevresinde ona yakın hiç kimse yoktu. Hiç. Kendini bir yabancıya sorgusuz sualsiz teslim etmeyi aklından geçirmenin garip utancıyla bütün arkadaşlarından uzaklaşmıştı. Ayrıca içini döküp yardım dileyebileceği, ardından huzurla hayatına devam edebilmesini sağlayacak bir Tanrı inancına da sahip değildi. İçinde duyduğu acı, tekrar ve tekrar ruhunun en derinlerine işliyor ve asla onun bedenini terk etmiyordu. Böylece tarifi mümkün olmayan bir yorgunluğun içinde debelenip durmaktan bitkin vücudu artık mücadele etmek istemeyen, umutsuz bir hal alıyordu.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Tüm yaşadıklarını, hırçın parmakların saldırısıyla bin parçaya bölünebilecek, narin bir sanat eseri gibi bütün kötü gözlerden saklamak istiyordu. Bu sebeple, hayatımdaki mutluluğun etrafını sıradan sözlerle çevreliyordu ki bunlar başkalarının saldırılarıyla parçalanmasın.
Dünyada kötülük neredeyse her zaman cehaletten kaynaklanır ve eğer gerekçesi iyi açıklanmazsa iyi niyet de kötülük kadar zarar verebilir. İnsanlar kötü olmaktan ziyade iyidir, ne var ki aslında mesele bu değildir. Ama insanlar pek bilmezler, erdem ya da kusur denilen şey işte budur, en umut kırıcı kusur, her şeyi bildiğini zanneden ve böylece kendinde öldürme hakkı bulan cehalettir.