Gerçekleri asla çarpıtmaz, birilerini memnun etmek için çabalamazdı. Özellikle de kendi soyundan olan çocukları, hayatın çocukluktan itibaren zor olduğu konusunda dikkatli olmalıydı. Onlara gerçeklerin taviz vermediğini ve en parlak umutlarımızın sona erebileceği ve teknemizin karanlıkta batabileceği masal âlemine giden o dar yolda, insanın her şeyden ziyade cesarete,gerçeğe ve karşı koyma gücüne ihtiyacı olduğunu söyledi.
Bugüne dek kadınların kime âşık olduğunu kimseler bilmiyordu. Bunu ilk anlayan ben oldum. Kadın, şeytana âşıktır. Kesinlikle şaka falan etmiyorum. Fizikçiler saçmalar dururlar: Kadın şöyle şöyle bir varlıktır, falan diye... Oysa tek şeytanı sever kadın. İşte, görüyor musu- nuz, birinci balkondaki locasından dürbününü doğrultmuş, bakıyor. Kime bakıyor peki? Diyeceksiniz ki, şu göğsünde nişanı olan şişkoya bakıyor. Yanılıyorsunuz! Nişanlı şiş- konun hemen ardında duran şeytana bakıyor! Dikkat! Şeytan şişkonun ceketinin altına saklandı! Bakın, ordan
Küçük, değersiz şey yoktur doğada. Gerçek yaratıcı ressam, küçük şeylerden de büyük yapıtlar çıkarabilir ortaya. Hor görülen- de, aşağılananda hor görülecek, aşağılanacak bir şey yoktur. Çünkü yaratıcının güzel ruhundan yayılan görünmez ışık iplikleri onlardan da geçer... ve o zaman da küçük görülen, yüce bir anlam kazanmış olur.
Sen birine kötülük edeceğine, bırak sana kötüluk etsinler! Ruhunun temizliğini koru! Yetenek sahibi insan, ruhça herkesten daha temiz olmalıdır. İnsanlar başkaların da hoş gördükleri pek çok şeyi, sanatçıda hoş görmezler. Evinden tertemiz bayram giysileriyle çıkmış birine yoldan geçen bir arabadan azıcık bir çamur sıçramayagörsün, herkes parmağıyla bayram giysisi çamurlanmış adamı gösterir, ne kadar özensiz, düzensiz olduğundan söz eder. oysa aynı insanlar, leke içindeki gündelik giysileriyle yam başlarından gelip geçen onlarca kişiyi fark etmez. Çünkü gündelik giysideki leke görülmez.'