Meltem Kutlu

Meltem Kutlu
@meltemkutlu
7 okur puanı
Eylül 2018 tarihinde katıldı
Puan vermedi·144 syf.··
2020 3. kitabı
Italyan yazar  Domenico Starnone tarafından yazılmış bu roman uzun seneler süren bir evliliğe mercek tutuyor. Karısını terk edip başka bir kadınla yaşamaya başlayan bir erkek ve geride iki çocukla kalan kadının bu aldatma olayı ve bu olaydan itibaren yaşadıklarını okuyoruz. Kitap 3 bölümden oluşuyor. İlk bölümde kadının acı ve öfke ile eşine yazmış olduğu mektuplar bulunuyor. İkinci bölümde adamın yaşanan olaylarla ilgili düşünceleri yer alıyor ve son kısımda çocuklarının ayrılık sonrası düşüncelerine tanıklık ediyoruz. Kitapta terk edilen eşin öfke dolu mektuplarını okumak yerine düşüncelerini tüm çıplaklığı ile okumayı daha çok isterdim. Bunun dışında adamın seneler sonra yaşadıkları ve yaşattıkları için kendine yönelik öz eleştirilerinin olduğu kısımlar okunmaya değer bölümlerdi. Bu aralar kurgu dışı romanlara odaklandığım icin mola niyetine daha az yoracak bir kitap okuma isteğiyle okuduğum bu kitap beni oldukca tatmin etti.
1000Kitap
BağlarDomenico Starnone · Yüz Kitap · 20181,126 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·348 syf.··
2020 2. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2020 16:20
Öyle bir kitap ki, üstüne saatlerce düşünebilir içinden okunacak bir dolu kitap çıkarabilirsiniz. Ursula k. le guin bu kitapta farklı gezegenler ve bu gezegenlerdeki farklı ideolojilerden bahsediyor. Kitabin odak noktası vadedilmiş gezegen Anarres ... otoritenin olmadığı, karşılıklı yardımlaşma ilkesinin pratiğe dökülmeye çalışıldığı tozlu, çorak gezegen. Ursula bize vaadedilen dünyanın en güzel ütopya olduğunu anlatmaya çalışmıyor. Bu yüzden Anarres'deki toplumcu örgütlerin baskısı, bireyselliğin olmadığı toplumlardaki yaşanan sıkıntılar, mülkiyet kavramı, pragmatist eylemler üzerine bol bol düşünmemizi sağlıyor. Kitapta sık sık bahsedilen bir alıntıyı aktarmak istiyorum. “...bütün duvarlar gibi iki anlamlı, iki yüzlüydü. neyin içeride, neyin dışarıda olduğu, duvarı hangi yanından baktığınıza bağlıydı" Çok sevdiğim bu alıntı bana katı ve taraflı düşünce kalıplarimizi hatırlattı. Ördüğümüz duvarlar bizden farklı olanları dışarı attığı gibi bizi de bir kafese hapsediyor. Anarres gezegenindeki özgürlükçü bircok yurttaş gezegenin kurucusu Odo'nun felsefesini yıllar boyunca o kadar ezberlemiş ve o kadar eleştirilemez bulmuşlar ki bu özgürlük toplumunun geldiği noktada ortada felsefe değil bir din oluşmuş. Anarres gezegeninde bu kadar eleştirilecek noktanın olması bu gezegenin yaşanamaz olduğu anlamına gelmesin. Aksine otoritenin, ahlakciligin, eşitsizliğin ve baskının olmadığı bu toplum hayali insana umut veriyor. Neden bu hayal çelişkilerle dolu sorusuna Ahmetustanindefteri adlı bir blog hesabındaki alıntı ile cevap verelim; Mülksüzler, alt başlığı “ikirciklik ütopya” olan bir yolculuk hikâyesidir. Le Guin’e göre, tamamlanmış ve çelişkisiz ütopya olamaz. Ona göre çelişki, ütopya arzusunu ve deneyimini mümkün kılacak momenttir. Yaşam tekil bakış,düşünce ve eylem ile
MülksüzlerUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 202215,6bin okunma
Puan vermedi·456 syf.··
2020 1. kitabı
Sevgili Martin Eden'ın hikayesi aşık olması ile başlıyor. Martin aşık olduğu kızın sosyal statüsüne erişebilmek için burjuvazinin elinde tuttuğu sanat dalı olan edebiyatı önce bir araç olarak kullanıyor. Martin'in bitmeyen bir istekle kitap okuması ve sonrasında metinler yazmaya başlaması insanın aklına yazarlığın ne denli zor olduğunu getiriyor. Bu kısımlarda aklıma hep kitabın yazarı Jack London geldi, Martin'i değil onun yazarlık çabasını okuduğumu hissettim.Martin'in düşünce dünyasındaki kırılma noktalarından biri okudugu Ingiliz filozof Harbert Spencer oluyor. Spencer hayalleri olan kişinin gerçekten çok çalışırsa hayallerine kavuşacağını savunan bir sosyolog. Martin yazarın bu ve diğer tüm düşüncelerinden çok fazla etkileniyor. Bu sebeple aşkının ve herkesin tüm itirazlarına rağmen yazmayı sürdürüyor. Bu süreçte fikirleri gelişen ve başka biri olmaya başlayan Martin burjuvazinin içinin boş olduğunu farketmeye başlıyor. Roman boyunca biz aslında Martin'in yalnızlaşma serüvenine tanıklık ediyoruz. Artık bir tüketim malzemesi olan aşkın ve edebiyatın ikiyüzlülüğünü farkeden Martin topluma yabancı biri haline geliyor. Martin'in aslında en sevdiği yere dönüşüyle ise roman sona eriyor. Topluma dair muazzam eleştirilerin olduğu bu roman unutulmayacaklarım arasında.
Martin EdenJack London · Kaldırım Yayınları · 2017134,8bin okunma