“Kalbin özellikle namaza yönelmesi için çalışsın, onu bundan alıkoyan şeylerden imkan oranında kaçınmaya ve onlarla gereken mücadeleyi vermeye çalışsın ki, bu sıkıntıyı en aza indirebilsin.”
Rivayet olunduğuna göre, her şeyden münezzeh olan Allah, Hz. Musa (a.s.)’ya şöyle vahyetmiştir:
“Ey Musa, beni andığın zaman, tüm organların tirtir titremek suretiyle beni an. Beni andığın/zikrettiğin anda ise kalbin huşû içinde olsun ve ibadetini de gönül huzuru içerisinde yap. Yine beni zikrettiğin vakit, dilini kalbinin gerisine at. Benim huzurumda kıyama durduğun zaman ise, gerçekten zelîl olan bir kulun kıyamı gibi kalk. Bana korkan bir gönül ve doğru söyleyen bir dil ile yakarışta bulun ve münâcât eyle.”
“Yani burada şunu dile getirmek istiyorum. Kişinin kafasını meşgul eden şeyler ne ise öncelikle, onları hatırlatabilecek durumları tümüyle ortadan kaldırmak gerekir. Çünkü bu kuruntular insan kafasını meşgul ettiği sürece, insanın asıl istenileni elde etmesi zordur, bunu başaramaz. Eğer bir kimse herhangi bir şeyi seviyorsa, o şeyi çok çok anar. Dolayısıyla sevgiliyi çokça anmanın sonucu, sevgisi de ister istemez gönle yerleşir. Yerleşince de gönül hep onunla meşgul olur. Bunun içindir ki, Allah’tan başkasını seven bir kimsenin kıldığı namaz vesvesesiz, uğraşısız geçmez. Kafa hep bir şeylerle uğraşır durur.”
Ma’nâsı: “(Ey Resûlüm!) De ki: O Allâh’dır. Birdir. (Eşi ortağı yoktur.) Allâh Samed’dir. (Bütün varlıkların doğrudan doğruya muhtaç olduğu ve baş vurduğu, sıkıntılı anlarında aman diye yalvarıp çağırdığı yegane varlıktır). O Allâh, doğurmamıştır, doğurulmamıştır... O’nun hiçbir dengi, (benzeri) yoktur, (olamaz da...)”