Max Tegmark bu kitapta teknolojik ilerleme ve bunun insan hayatına etkisi üzerinde duruyor. Birtakım sorularla teknolojik ilerlemenin avantajlarını - dezavantajlarını, faydalarını - zararlarını sorgulayıp bazı yokoluş senaryolarını dile getiriyor. Bu senaryoları da Ludditelar, Faydalı Yapay Zeka Hareketi, Dijital Ütopyacılar gibi gruplardan esinlenerek yazıyor.
Kitapta geçen sorulardan bazıları: YZ (Yapay Zeka) insanlık için tehdit mi avantaj mı yoksa ikisi de mi, YZ hacklenebilir mi, YZ hissedebilir mi, insan - makine karışımı tür mü ortaya çıkacak, makineler gelişip insanların efendiliğine mi soyunacak, makineler öğrenebilir mi, öğrenen makineler kontrol altında tutulmalı mı / ne kadar kontrol edilebilir, YZ insan türünü ortadan kaldırabilir mi, insanlığı / yaşamı ne ve nasıl gelecek bekliyor, Dünya dışı yaşam var mı vs...
Teknolojinin, makinelerin, yapay zekanın hayatımızı kolaylaştırdığı gerçeğini göz ardı etmeden bir gerçeği de kabul etmeliyiz. Max, Matrix üçlemesinden alıntı yaparak Yapay Zeka olan Ajan Smith'in şu diyaloguna yer veriyor: "Bu gezegendeki tüm memeliler, yaşadıkları çevreyle doğal bir denge kuruyorlar. Ama siz insanlar öyle değilsiniz. Bir bçlgeye yerleşiyorsunuz ve çoğalıyorsunuz, tüm doğal kaynakları tüketene kadar çoğalıyorsunuz. Canlı kalabilmenizin tek yolu başka bölgeye yayılmak. Bu gezegende bu şekilde yaşamını sürdüren bir organizma daha var. Ne olduğunu biliyor musun? Virüsler. İnsanlık hastalıktır. Bu gezegenin kanserleri. Siz vebasınız. Ve bizler de bunların ilacıyız." (s. 245)
Hayat Aşık Veysel'in dediği gibi "uzun ince bir yol" ve biz de bu yolun yolcularıyız. Dünya, tiyatro sahnesi; biz de bu tiyatronun oyuncularıyız. Sırası gelen rolünü oynuyor, bitiriyor ve sahneden çekiliyor. Bakalım bu sahnede daha ne tür