Kalkıp ışıkları açmam lazım. Güneş ışınları eve dengesizce dağılıyor. Mutfağa daha şimdiden gece çökmüş. Oturma odasında ikindi olmuş, yatak odasındaysa öğlen.
Her tarafta eski evler yıkılıp yeni apartmanlar yapılıyor. Harabeye dönmüş eski evlerin yasemin ve gül çalıları şairlere bile ilham veremeyecek kadar tozlu. Orada burada küçük balkonlu, demir kapılı yeni apartmanlar eski evlerin hemen arkasından yükseliyor. Mahalle, güneş gözlüklü, saçları arkaya taranmış ama ayakkabıları her zaman yırtık Cafer'e benziyor.
Ama kaldırımlar sevgimi zedeliyor. Omuz omuza yürünmeyecek kadar dar, yere baksan her yer kir. Kaldırımlar lekelerle dolu; su, tükürük, yağ, ezilmiş sebze lekesi. Bunlar ancak insanların tahayyülünü incelemek isteyen psikoloji öğrencilerinin işine yarar.