Aslında temel korku, ölenin geri gelmesi, vampirleşmesidr. Bu açıdan merasimlerde belli bir iki yüzlülük vardır. Onun gitmesini istemiyorsun ama yine de onu uzaklaştırmak zorundasın...
O akşam kızımla birlikte soyağacı yapmaya karar veriyoruz. Sülaledeki tüm yaşayanları ve ölüleri hafızasında taşıyan kişi daha yeni vefat etmişken, bu iş neredeyse imkansız görünüyor. Ama itiraf etmeliyim, bunu yapmak büyük bir teselli sağlıyor. Kendini ve ölen kişiyi ailenin çatallanan dalları arasına, dal budak salmış o tacın üzerine yerleştirmek, ölümü daha doğal kılıyor, bir anlam ve teselli sunuyor.
Bazen düşünüyorum da acı, en somut fiziksel acı, dünyadan ayrılmamızı kolaylaştırmak için gönderilmiş olmalı. O korku dolu saatlerde en korkunç olayı düşünmemek için.