Eskiden benim yurdumdu gece
Şimdiyse zindanım.
Nereye gitsem, onun duvarlarına,
Soğuk parmaklarına çarpıyorum.
Ölümü arzulamaya başladım sonunda,
Ama ölüm, ölüm
Beni arzulamıyor sanırım.
Kentin gözleri kapandığında,
Uykudan uyanır düşlerimiz,
Bir dünya, ötekini kovar,
Bir dünya ötekinin mirasına konar
Kendi gürültülerini
Kendi ışıklarını getirir...
Ben hiçbir şey yapmayan “benliğim”; siz hayatı yeniden yaratmakla uğraşırken, ben “hiçbir yer”in ve “hiçbir zaman”ın yararsız ve boş dilsizliğine gömülmüşüm.