8/10
·272 syf.··
2026 66. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 03:21
Elmi kitablarin xestesi olduğum uçun tebiiki bu kitabida sevdim ve maraqla ,zövqle oxudum sizlerede tövsiyye edirem Kitab elmi faktlara esaslanaraq bize men kimem? heqiqeten kim qerar verir? Realliq nedir ? ve bu kimi sullara elmi açiqlamalar getirerek ,insan beyni,sxematik quruluşu ,ister huceyreler,neyronlar haqda,istersede keçirilen elmi tecrübeler haqqindan çox rahat ve başa dúşúlen dille açiqlamalar verir.Müəllif izah edir ki, beynimiz doğulduğumuz andan etibarən daim dəyişir. Yaşadıqlarımız, öyrəndiklərimiz və ətraf mühit beynimizi formalaşdırır.Eagleman deyir ki, gördüyümüz dünya əslində beynimizin yaratdığı modeldir. Gözlərimiz, qulaqlarımız və digər hiss orqanlarımız yalnız məlumat göndərir, həmin məlumatları mənalandıran isə beyindir. Yəni: Hamımız eyni dünyanı görmürük. Beyin boşluqları özü doldurur. Xatirələrimiz belə tam etibarlı deyil göstərir ki, qərarlarımızın böyük hissəsi şüuraltı proseslər tərəfindən verilir. Biz çox vaxt qərarı əvvəl veririk, sonra isə özümüzə məntiqi izah tapırıq. Burda en xosuma gelen hisselerden biride odurki yazici qeyd edirki ,insanlar toplu halda yasamaga uygunlaşmis varliqlardir ,insan cemiyyetden tecrid olunanda onun şüuralti ve psixikasinda yaranan problemleri anlaşila bilen elmi dille çox gozel izah edir mutleq oxuyun
BeyinDavid Eagleman · Domingo Yayınevi · 20167,1bin okunma
6/10
·128 syf.··
2026 65. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 11:38
Yaziçi bu əsərdə belə bir fikir irəli sürür: İnsanlar hər zaman yalan danışırlar. Əsas məsələ yalanın özü deyil, onun necə və hansı məqsədlə istifadə edilməsidir.Twain istehza ilə deyir ki, insanlar onsuz da yalan danışır, amma bunu çox vaxt pis və bacarıqsız şəkildə edirlər. Sonra da bu fikri zarafat və satira ilə inkişaf etdirir ve insanları mühakimə etməkdən çox, onların zəifliklərini göstərərək güldürür və düşündürür. Eslinde kitabda oxucuya çatdirilan mena boýukdur sadece men nedense oxurken çox sixildim((
Yalan Söyleme SanatıMark Twain · Kopernik Kitap · 2021121 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
John Steinbeck /Fareler ve insanlar
Puan vermedi·116 syf.··
2026 28. kitabı
John Steinbeck /Fareler ve insanlar Kitap 1937 yılında yazılmıştır O yıllar 1929 yılında başlayan ve dünyayı etkisi altına alan büyük burhan dönemine denk düşmektedir , Hollywood’un Amerikan rüyasının yaşandığı yıllar Steinbeck kitabı ilk başta tiyatro kitabı şeklinde tasarlamış daha sonra romana çevirmiştir bu yüzden de kitabın dili roman gibidir karakterlerin analizini çok fazla inmesin ve bu yüzden de kitap okurken bazı soru işaretleri ile karşılaşabilirsiniz Toplumsal gerçeklik tarzında yazılmış bir kitaptır İşçilerin ve insanların yokluk ve yoksulluk içinde yaşadıkları krizleri el arıyor Romanı vermek istediği bir diğer mesajda, burjuva sınıf haricinde ötekileri arasında birlikteliği yok olması, kendi içlerinde birbirlerini ötekileştirmeleri, ve çoğunun hayali büyük üyesi bir üst sınıfa çıkmaktır, Amerikan rüyası. kitapta Kaliforniya’da çiftlikten çiftliğe dolaşarak karın tokluğuna çalışan, müziğin engelli birbiriyle zeki ve kurnaz olan iki göçmen içinin hayatını anlatır Kitaptaki belli başlı karakterlere ve özelliklerini baktığımızda George Milton: Hayatın tüm yükünü omuzlarında taşıyan rasyonel taraftır. Lennie olmadan çok daha rahat bir hayat sürebilecekken, lennie nin teyzesinin ölümünden sonra ona verdiği söz ve içindeki derin dostluk bağından dolayı Lennie’yi asla bırakmaz. Aslında ikisi bir birini tamamlar , biri akıldır diğer güçtür Lennie Small: Devasa bir fiziksel güce sahip olmasına rağmen çocuksu bir masumiyete ve zihinsel engelle sahip olan karakter. Yumuşak şeylere dokunma tutkusu, trajik sonunu hazırlar Curley( çiftlik sahibinin oğlu) çiftlik sahibinin oğlu olduğu için ayrıcalıklıdır ancak fiziksel olarak ufak tefek biridir. Bu durum onda ciddi bir aşağılık kompleksine yol açar. Kendisini kanıtlamak için sürekli uzun boylu ve güçlü
Fareler ve İnsanlarJohn Steinbeck · İletişim Yayınları · 2024211,7bin okunma
Opus Contra Naturam
10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 41. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 01:24
Şair bir önceki eserinde şöyle diyordu; "Nereye çarptım ki bu hiçlikte az önce, Parçalandı ulaştığım sonuçların hepsi!" Ulaştığınız bütün sonuçları, yürüdüğünüz, yürüdüm sandığınız tüm yolları kapatıp koltuğunuzun altına sıkıştıran birileri varsa hâlâ, yaşıyor olabilirsiniz... O kadar alışmışız ki bizi efkârlandıran, bir sigara yaktıran, ya da kalkıp biraz hava almaya zorlayan dizeleri okumaya... Bizimle konuşanları önce bir yadırgıyoruz, sessizlikle karşılıyoruz, sonra yıllar öncesinde açık kalan kollarımıza koşuyor, sevinçlerimize çığlık atıyor, şarkılarımıza eşlik ediyor, suskunluğumuza kulak veriyoruz. Kendimiz için yapamadığımız ne varsa... Koştuğumuzda ve yüzdüğümüzde, hızla nefes alıp vermenin zihnimizi açtığını biliriz, buna psikolojide Grof teneffüsü deniyor. Stanislav Grof kısa süreli, hızlı nefes alıp vermenin belleği ve duyguları bariz şekilde harekete geçirdiğini ve bilinçdışını nispeten bize açtığını söyler. İnsan ruhunun genişletilmiş haritasını kuramlaştıran Grof'un teorisi perinatal(doğum öncesi ve sonrası) ve transpersonel(aşkın) boyutları olarak adlandırdığı alanları da kapsar. Bütün bu dinamiklerin dayandığı nokta insanın başka bir kavrayışa duyduğu ihtiyaç ve özlemdir. Eğer teslim olmayı başarabilirseniz 'İsa yolunu uzatıyor. ' size bir Grof etkisi yaratabilir. Öyküler şiirlerin arka sokaklarıdır. Kaçışların asıl metne dönüştüğü, söylenmesi gerekenin unutulduğu, boğulduğu yerde, bir ses şöyle der; "Ruhumdan, Biz birbirinden kopması mümkün İki ayrı kişiymişiz gibi söz edeceğim Hiç mi hiç aklıma gelmezdi." Ruhunuzu anlatmanın, -bir başkasıymışcasına- ne kadar tanıdık olduğunu farkedersiniz, uzun süredir, ruhunuzu konuştuğunuzu, sadece konuştuğunuzu... Onu duymadığınızı... "Kendini eksiksiz bir biçimde tanımak, ölmektir." diyor Camus. Biz
Şiir
İsa Yolunu UzatıyorCevdet Karal · Büyüyenay Yayınları · 20265 okunma
Yorumm
10/10
·528 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 23:23
KAZAZEDE-2 Yazarı: Şevval Demirdöğer Yayınevi: Pukka Sayfa Sayısı: 528 Merhaba. Askeri kurgu serisinin ikinci kitabındayız. Bakalım bu kitapta neler olmuş? Kimler nerelerde? Sezin, ikinci kez bir sivil yüzünden mesleği tehlikeye girer iken yanında olan Turan ve Keleş sayesinde bu zorlu yolu güvenle adımlıyor. Turan ise Sezin'in çevresinde dönen bu komploya anlam veremiyor. Neden Sezin'i meslekten uzaklaştırmaya çalıştıkları üzerine kafayı yormaya başlıyor. Sezin ve Turan'ın sevgili olduğunu öğrenen Keleş ise tam bir komedi idi. Nizami ve Şükrü'nün, Sezin'i Turan'dan uzak tutmaya çalışmaları, Göktuğ'un Turan'a sürekli Sezin benim ablam çıkışı... Ama en güzeli de Fırat'ın yaptığı abi konuşması.. Belki Sezin babası tarafından men edildi. Geri de bir aile bıraktı. Ama Keleş ona candan bir aile verdi. Kubat'ın Turan'a yardım etmesi ise beklemediğim bir yerdi. Tabi Turan'ın da Ziyafet ile Kubat arasındaki etkileşimi fark edip Kubat'a geleceği için soru sorması... Keleş tam anlamıyla bir aileden fazlası. Fahriye babaanne ve Sezgin'in Rize'den Sezin'i görmek için Tunceli'ye gelmeleri, Keleş'in Sezin için seferber olmaları... Ve Sezin'in yaşadıkları.. Çocukluğu zor yollardan geçen Yarbay olma hayali ile büyüyen bir kız çocuğu. Babasının yaptıklarını okumak, sonrasında en yakını Sezgin abisinin bir yardımını bile göremeyen Sezin'in yaşadıklarını okumak zor... Belki üçüncü kitap tam anlamıyla bizi üzecek bu yönden. Ama ben Sezin ile gurur duyarak okuyorum ve seri ilerlediğinde Üsteğmen Sezin Kaza'yı Yarbay Sezin Kaza olarak okumak için hevesliyim. Turan... Şu ana kadar okuduğum karakterler içerisinde ikinci fav erkek karakterimsin. (1 numara her zaman Yaman Alaz. ) Karakter o kadar güzel yazılmış ki ne yazsam az. Sezin'i sevmesi, onunla ilgilenmesi, koruması, arkasında dağ
1000k
Kazazede 2Şevval Demirdöğer · Pukka Yayınları · 2024884 okunma
What do we do when things go wrong?
Puan vermedi·88 syf.··
2026 19. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 13:36
Years ago, when I first spotted this book in a stationery shop, I decided to buy it without even flipping through its pages. On the cover, three men were being carried by the river's current toward an unknown destination. The title revealed little more than the image itself: Three Men in a Boat. Where they were going and why remained hidden between the pages. For some reason, I never got around to reading it. The book sat forgotten on a shelf for years, quietly waiting for me. Then one day I picked it up and finally began. Soon, I discovered why these three men had embarked on such a sudden and peculiar boating trip. Tired of their daily routines and convinced that they were suffering from all sorts of illnesses, they believe an adventure will do them good. Instead, the following two weeks prove far more challenging than expected. They can never quite agree on what should be done or how it should be done. They blame one another, make a mess of simple tasks, and seem incapable of catching a break. Jerome narrates all of this with an exaggerated sense of humor and remarkable wit. In the end, the three companions more or less accomplish what they set out to do. By the time they return to dry land, they are rather proud of themselves. But perhaps this book was written not only to amuse, but also to make us reflect. As we accompany these three friends like an invisible fourth passenger, we spend much of the journey wanting to step in and sort things out for them. And yet, when things go wrong in our own lives, what exactly do we do?
Three Men İn a BoatJerome K. Jerome · Literart Yayınları · 20151,030 okunma