Beni her yoğuruşunda, sırtüstü yatıp karnını açan kedi yavruları gibi, teslim ve mest oluyordum. Birlikte tüy gibi havalanıyor, yükseliyor, oralardan ok gibi inip, zıpkın gibi saplanıyor, çapkın, şakacı, çocuk yunuslar gibi dibe iniyor, dipte yılan balıklarına dönüşüp kıvrılıyor, sonra toprağı delip, köpüklü dalgalara bakan yamaçlarda rüzgara çıkıyor, yeşil ve taze, kendimize ve birbirimize dolanıp yükseliyor, dallanıyor, açıyor ve....ve tekrar ve tekrar, yaprak, polen, böcek olarak dökülüyorduk.
Döküldüğüm yerden yüzüne, gözlerine ona ait herhangi bir ayrıntıya bakıyor, yani bir rüzgarın yavaşça yelkenlerimi doldurmaya başladığını hissediyor ve "Ah, diyordum ikimizden biri ölmeli"