menesim

menesim
Savurdu sitemini boşluğa ve sırrını fısıldadı masum celladına; 3'tür, dedi; ruhumun hükmü hikmeti ey camısan! birincisi safi zehir ikincisi sırrı lokman ve üçüncüsü dermanı kulli derdan; sen öğrenmelisin
-okumuş yazmış adam öğüt vermez de, dedi -ya ne yapar? dedim -Adamı anlar, dedi, ne yapacak.
Öykü Adı: Kafa ve Şİşe·Kitabı okudu
Reklam
Ne yapalım? Günün birinde dostluklardan, insanlardan ve hayvanlardan ve ağaçlardan ve kuşlardan ve çimenlerden yapılmış vazife hissiyle çarpan yüreklerle dolu bir alemde yaşayacağımızı düşünelim. Bir ahlakımız olacak ki hiçbir kitap daha yazmadı. Bir ahlakımız, bugün yaptıklarımıza, yapacaklarımıza, düşündüklerimize hayretler içinde bakan bir ahlakımız. O zaman seninle daha uzun dostluklar ederiz.
Öykü Adı: öyle bir hikaye·Kitabı okudu

menesim

, bir kitap okudu
Puan vermedi·136 syf.
Sait Faik Abasıyanık
7.6/10 · 13,4bin okunma
Herifin teki, üstünde yalnızca baksırı, bütün gün açık büğe masasının önünde durup barbekü soslu patates cipslerinin üzerindeki portakal rengi tozu yaladı. Yanında duran başka bir herif ise, kepçe gibi kullanarak soğanlı sosa batırıp çıkardığı cipsin üzerindeki sosu yalıyordu. aynı vıcık vıcık cipsi sosun içine habire batırıp duruyordu. Heriflerin, kendilerine ait olduğunu iddia ettikleri şeylerin içine sıçmasının bin bir yolu vardır.
Beni her yoğuruşunda, sırtüstü yatıp karnını açan kedi yavruları gibi, teslim ve mest oluyordum. Birlikte tüy gibi havalanıyor, yükseliyor, oralardan ok gibi inip, zıpkın gibi saplanıyor, çapkın, şakacı, çocuk yunuslar gibi dibe iniyor, dipte yılan balıklarına dönüşüp kıvrılıyor, sonra toprağı delip, köpüklü dalgalara bakan yamaçlarda rüzgara çıkıyor, yeşil ve taze, kendimize ve birbirimize dolanıp yükseliyor, dallanıyor, açıyor ve....ve tekrar ve tekrar, yaprak, polen, böcek olarak dökülüyorduk. Döküldüğüm yerden yüzüne, gözlerine ona ait herhangi bir ayrıntıya bakıyor, yani bir rüzgarın yavaşça yelkenlerimi doldurmaya başladığını hissediyor ve "Ah, diyordum ikimizden biri ölmeli"
Reklam