Brezilya da bulunan ateş böceklerini bilirsiniz, bunlar o kadar parlarmış ki kadınlar geceleri iğnelerle saç tuvaletlerine takarlarmış onları. Ün de güzel bir şey ama iğne ateş böceklerine ne ise, ün de sanatçıya odur.
Öldüğümüzü duymayız da gerçekte ne kadar önemsiz bir şey olduğumuzu duyarız ve sanatçıların zincirinde bir halka olmanın bedelini çok pahalı ödediğimizi, sağlığımızla, gençliğimizle, özgürlüğümüzle ödediğimizi biliriz, tıpkı bir araba dolusu insanı- ki bunlar baharın tadını çıkarmaya giderler- sürükleyen fayton beygiri gibi bizde keyfini süremeyiz özgürlüğün.
Yine de insanların gözlerini çizmek daha çok hoşuma gidiyor, çünkü insan gözlerinde kiliselerde olmayan bir şey var; kiliseler görkemli olup bizi etkiliyorlarsa da, bir insanın ruhu, baldırı çıplak birinin, bir -sokak kızının da olsa, daha ilginçtir benim gözümde.
Bu yüzdendir ki ben kendi eserime ne koymak istediğimi biliyorum ve sanata tam inancım olduğu içindir ki bunu var gücümle başarmaya çalışacağım, bu işte kendim yok olsam da.