Onun ürkek ve tembel ruhu ne mutluluğun coşkulu çalkantılarına, ne de hayatın darbelerine dayanabilirdi, dolayısıyla, hayatı sadece belli bir yönüyle yaşamıştı; onda başka şeyler aramasının, değişiklikler yapmaya kalkışmasının ya da vicdan azabı duymasının bir yararı yoktu.