Burak Aygün, Metro 2033'u inceledi.
 3 saat önce · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 9/10 puan

Daha ilk sayfalardan icinizi saran o heyecan merak dalgası son ana kadar bırakmıyor pesinizi. Distopya , bilimkurgu, macera biraz korku bayıldım tek kelime ile mükemmel. Devam kitapları da umarım bu ayardadır. Aslında soluksuz okunacak bir kitap benim için farklı nedenlerden dolayı uzun surdu ama tekrar tekrar okuyacagim bir kitap. Biraz Rusça istasyon isimleri ilk basta yorabilir rus edebiyatına fazla aşina olmayan kişileri ama alisirsiniz. Rus edebiyatı her açıdan bir maden üstelik değerli bir maden.

Aslıhan Esmer, bir alıntı ekledi.
3 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Bugüne kadar çok sayıda kişinin, ayaküstü veya bay­ram oturmasında gençlerin okul durumunu sorduklarını duymuşumdur. Genelde şöylesine bir konuşma geçer:

Meraklı amca: "Ee, dersler nasıl bakalım?"
Genç: "İyi."
Meraklı amca: "Zayıf var mı?"
Genç: "Var."
Meraklı amca: "Kaç tane?"
Genç: "Üç tane."
Meraklı amca: "Hangileri?"
Genç: "Fizik, kimya, matematik."
Meraklı amca: "Haa!"

Şimdi ben de merak ettim, bu amca genci durup du­rurken niçin bozdu diye. Bu bey, bu gence notlarını so­rarak veri toplamaktadır, ancak bu verileri nerede kulla­nacağı meçhuldür. Belirsiz bir hedefle, öylesine laf olsun diye sormuştur ve genci üzmüştür.

Eğer bu bey bir fizik öğretmeni olsaydı ve gence fizik öğretmeyi teklif etseydi,
sorgulamasının bir amacı olurdu.

Ancak sanırım bu tür sorgulamaların belirgin bir amacı yoktur ve sorgulayan, karşısındakinin duygularını, incinebilirliğini dikkate al­mamaktadır.

Küçük Şeyler 2, Üstün Dökmen (Sayfa 133)Küçük Şeyler 2, Üstün Dökmen (Sayfa 133)
Hülya Gülen, Akıl Labirenti'yi inceledi.
4 saat önce · Kitabı okudu · 8/10 puan

Zihninizde oluşan "Bir gün hiçbir şey hatırlamayarak uyansanız kim olmak isterdiniz? " sorusuyla başlayan kitabın her satırı heyecan ve merak uyandırarak su gibi akıp gidiyor. Ünlü bir senaristin başından geçenlerin hafızasından silinmesi ile başlayan yeni hayatı, bu hayatı oluştururken farklı insanların birbirine ağ gibi bağlanmış aynı noktada birleşen yalanlarının yeni hayatının oluşumuna katkıları.
Kitaptaki olayların birbirleri ile bağlantısını en iyi özetleyen cümle bence buydu; "Ne buz dağının ne de Titanik'in kötü niyeti yoktu ama yine de inanılmaz bir kazanın parçaları olmuşlardı (sf.402)" Heyecan ve merak içinde, soluksuz okuyacak bir kitap arıyorsanız bence kesinlikle okumalısınız :)
#akıllabirenti #marcussakey #kitap #kitapkokusu

•Muhayyîr•, bir alıntı ekledi.
4 saat önce · Kitabı okuyor · Beğendi

Üstadımız, tevkifimizden mukaddem buyururlardı ki: “Risale-i Nur’a müdhiş bir hücum plânı var; fakat merak etmeyiniz. Müjde, inayet-i İlahiye imdadımıza yetişecek.

Tarihçe-i Hayat, Bediüzzaman Said NursîTarihçe-i Hayat, Bediüzzaman Said Nursî

Okumaya zaman ayırıp değersiz bir yazıya bakmak istersiniz belki..
Yine her zaman sonunda buruşturup atacağım, yırtacağım yok etmek istediğim bir sayfayı dolduruyor olmamın ilk saniyeleri. Fakat bugün bir başlangıcın ilk denemesi olacak. Ne için, neden yazıyorum sorunsalını bir kenara bırakıp edebi bir kaygı gütmeden yazmak.

  

 İnsan, çevresini oluşturan kişilerin bir parçası olarak hayatını sürdürür. Kendi içinde yaşayan ,fakat diğer kişilerle etkileşiminden kaynaklı soyutlanamayan bir yaşam.

 Ben burada insan-toplum, insanın toplum içindeki yeri vs. gibi envai çeşit denemelerden kaçınarak insanın toplumdan saklamak istediği o öz yaşamına değinmek istiyorum. Kişi her şeyini, her düşüncesini paylaşmak istemez. Bunun çeşitli sebepleri vardır. Kendi açımdan kimseyi küçük görme ya da hor görme eğilimim olmadan söylemeliyim ki basit, sıradan, bayağı bir sohbete bürünmesinden doğan korkularım yüzünden kendime saklıyorum düşüncelerimi. Bunu son zamanlarda dikkatlice gözlemlediğim kişilerden elde edilen bir veri olarak sunuyorum. Durmadan, sıkılmadan aynı konuları insan hayatının gündelik işleri üzerine saatlerce nasıl konuşabiliyorlar? Eksikliğini, yokluğunu çektikleri şeyler bunlar mıydı? Belki de şu soruyu sormalıyız merak ettikleri konular gündelik hayatlarına dair konular mı? Bunu bir ortamdayken kendinizi on dakikalığına bir gözlemci olarak geri çekin ve ne demek istediğimi anlayacağınızı umuyorum.

  

 Diğer insanların o medeni sohbetlerini bir kenara bırakalım. O değişik diye adlandırılan, sürünün hastalıklı düşünen varlıklarına dönelim. Düşüncelerini saklayanlar. Peki bu insanlar düşüncelerini neden saklıyorlar? Bunun sebebini her kişi kendine has bir şekilde açıklayacaktır.


Şimdi o anı düşünün yalnız başınıza vaktin gece yarısına doğru evrildiği zaman dilimi. İçinizdeki yaşamak isteyip de yaşayamadığınız, yapmak isteyip yapamadığınız hatta en önemlisi saygı çerçevesinde tartışmak, yorumlamak isteyip de bir türlü o ortamı bulamadığınız düşünceleriniz. O anı yaşadınız değil mi? Peki buna çare olarak ne yaptınız? Bu içinden çıkılması güç duruma nasıl bir tepki vermemiz gerekir. Okuyarak, yazarak kendi monologlarımızı yaparak. Bir çok akımın, fikrin, eserin bu yalnız kalınıp kimseyle paylaşılamayan düşünceler olduğunu varsayıyorum. Kendi içinde tartışıp konuyu en olgun hale getirdikten sonra bir dışa vurum.


Daha fazla uzatmadan toparlarsak 21.yy robotlar vs. Monotonlaşan insan hayatının kendisi bir robota dönüşürken o içimizde kalan insani olan düşünme, bunu dile getirme ve yeni fikirler üretebilmeyi bırakmayalım.


Okudukça cahilliğinize sevinin, yazdıkça denemekten vazgeçmeyin.

rmzn

Heyhat bari sen üzme zaten niye üzdüler diye merak edeceğimize her özür dilediklerinde seviniyoruz. Ne üz nede özür dile farz etki hâlâ doğuyoruz.

Hüzünlü Palyaço, bir alıntı ekledi.
4 saat önce

Aslında merak ediyorum, kumar masasına yaklaşıp da bir batıl inanca saplanmamak mümkün müdür acaba?

Kumarbaz, Dostoyevski (Sayfa 20 - Venedik Yayınları)Kumarbaz, Dostoyevski (Sayfa 20 - Venedik Yayınları)
Andac Cetinkaya, Kuyucaklı Yusuf'u inceledi.
6 saat önce · Kitabı okudu · 5 günde · 8/10 puan

Büyük bir merak içerisinde okudum. Okurken nabzım sık sık yükseldi, bazı bölümlerde sinir krizlerine yaklaştım. Gayet sürükleyici bir tercih olacaktır.

Metin Özdemir, bir alıntı ekledi.
 6 saat önce · Kitabı okuyor · Beğendi

Göçüp duran sonra geri dönen bu kuşların asıl yurdunun neresi olduğunu merak ederdi sonra. Masum bir meraktı bu. Eğer gidilip de dönülüyorsa, kalınmıyorsa, asıl yurt burası demekti. Öyleyse bütün bu meşakkat, bir kez yurt kılınmışa sadakat içindi. Bunu düşününce en çok, içi titrerdi kül rengi küçük kuşun. Ama sadakat kolay değildi. Sıradağların ve çöllerin üzerinden geçerek varılıyordu sıcak iklimlere ve aynı yoldan dönülüyordu geri. Yol, hep dağ ve çöl de değildi üstelik. Altınyağmur kuşları ve sarısalkım kuşları ucu bucağı olmayan okyanusu aşıyorlardı.
En çok da, o kadar yüksekten bakıldığında okyanusun, bu cazibenin ama tehlikenin en derin, en yeşil, en koyu yerinde yer yüzündekiIer kadar yüksek ve sıra sıra uzanan dağların nasıl göründüğünü merak ederdi kül rengi küçük kuş. Okyanusun dibinde, suya batıp gözden yitmiş adaların, mercan kayalıklarının, yosun tarlalarının, akıntıların, dalgaların nasıl göründüğünü bilmek isterdi. Baş dönmesini, iç çekilmesini; ürpertinin kalbi istilâ ettiği andaki bu yüceliği. Artık daha fazlası olmaz ki!

Cam Irmağı Taş Gemi, Nazan BekiroğluCam Irmağı Taş Gemi, Nazan Bekiroğlu