Düşüncelerin sürekli dönüşüm halinde olması yani değişebilirliği aşırıya kaçma durumunda insanı köksüz hissettirebilse de ve kimilerince tutarsızlık olarak nitelendirilse de insanın yeni umutlara ve meraklara tutunmasına yarıyor. “Şu an kötüyüm ve bu ömür boyu sürecekmiş gibi hissediyorum.” cümlesi gelecek hakkında şimdiden hüküm vermek anlamına geliyorken “Duygu ve düşünceler bir devinim halindeyse gelecekte de şu anki duygularımın esiri olmayacağım.” sözleriyse bir umut ve merak barındırıyor içerisinde. Bir zamanlar şiddetle savunduğum şeylerin gözümde değerinin eksilmesi başta bir şaşkınlık ve korku yaratsa da gelecekteki benin şimdikiyle aynı kişi olmayabileceğine dair anlayışım o umut ve merak duygumu yeniden ateşleyip beni daha çok hayata bağlıyor. Mutlak ve değişmez olarak varsaydığımız şeyler değişim isteğimize rağmen bizi olduğumuz yere çakılı kalmış şekilde bırakabiliyorken, düşünce dünyasında değişime cesaret edebilmek o çakılı kaldığımız yerden gelecek hakkında verdiğimiz hükmü boşa çıkarıp kendimizi farklı limanlara doğru yol alırken bulmamızı sağlıyor. Ve düşünce dünyalarının hiç değişmemesi ile övünenleri konu edinmekle uğraşmayacağım burada. Sözlerim gözlerini biraz olsun ufka dikmiş olanlara. Çünkü ufka bakabilmek, insanın henüz yaşanmamış olana duyduğu merakı tümüyle kaybetmemiş olması demek biraz da.
İçime doğmuş. Sadece böyle başlayacağını tahmin edemedim.

◆B

@Aynaveduman
·
Şafak 4...Kimse kimseyi parçalamadan bitsin artık.
Reklam
SEN,TOPRAK GİBİ OL Kİ GÜLLER YETİŞSİN BAĞRINDA, SARAYLARDA İSEN ÇALILAR BİTER YAMAÇLARINDA, YUNUS OL, MEVLANA OL, ADAM OL SEN, GÖNÜLLERE DOL. MERAK ETME SEN GÜL OL DA VARSIN BİTSİN BİR DİKEN YANINDA... KK
İnsanın fıtratındaki şiddetli merak ve hararetli muhabbet ve dehşetli hırs ve inadlı taleb ve hâkeza şedid hissiyatlar, umûr-u uhreviyeyi kazanmak için verilmiştir. O hissiyatı, şiddetli bir surette fâni umûr-u dünyeviyeye tevcih etmek, fâni ve kırılacak şişelere, bâki elmas fiatlarını vermek demektir. Bediüzzaman Said Nursî
Sevgili Kendim :)
Şairin “Yaş otuz beş, yolun yarısı” dediği zamanlara birkaç sene kaldı. Hani derler ya, otuzlu yaşlardan sonra bir sakinlik ve farkındalık yükleniyor insana; işte ben de tam olarak bunu doruklarda hissettiğim bir senedeyim. Eski ben ile şimdiki ben arasında ciddi farklılıklar olduğunu hissediyorum. Seyahatlerde artık eskisi gibi sürekli fotoğraf çekmiyorum. Çok sevdiğim fotoğraf makinemi yanıma bile almıyorum. Gittiğim her yerden sadece bir kare çekiyorum; bana hissettirdiklerini hatırlamak için. Mesela farklı kültürleri öğrenmeye, farklı hayat tarzlarını görmeye bayılıyorum. Gittiğim şehirlerde çok ünlü, popüler ve yeni yapıları görmek ya da AVM gezmek yerine, şehrin eski sokaklarını adımlamayı tercih ediyorum. Merak ettiğim o kadar çok kültür var ki, anlatamam. Camiler kadar kiliseleri de merak ediyorum. İnsanların yüzlerindeki o duyguları okuyabilmek benim için çok kıymetli. Sık sık ailemle de bu konular üzerine konuşurum. Bu yazı kendime ayırdım ve merak ettiğim şehirlere seyahat edip anılar biriktireceğimi söylüyorum bizimkilere. Babam da diyor ki: “Ama sen zaten hep seyahat ediyorsun, bu seneyi neden özel olarak düşünüyorsun?” Heheheh 😅 Bu sene yoğun bir çalışma senesiydi elhamdülillah. Şimdi ise biraz dinlenme ve sakinleşme vakti. Allah’ım, çokça seyahat ettiğim, çokça anı biriktirdiğim bir yaz olsun inşallah. Çokça âmin.
Duygu ve Düşünce
Cok mu sey istedim merak edince ortalığı birbirine katıp evime kadar gelse yeterdi🫠
Reklam
Reklam