İki arkadaş vardı. Bunlar daima birbirini ziyaret ederlerdi. Gelme sırası kendisinde olan gelmeyince öbür arkadaşı merak ederek onun evine gitti. Kapıyı çaldığında arkadaşının kızı çıktı. Ona: "Baban nerede?" diye sordu. Kız: "Babam çok hasta!" dedi. İçeri girdiğinde gördü ki, arkadaşı ağır hasta, ona: "Kelime-i Şehadet getir!" dedi. Fakat arkadaşı getiremedi. "Hani senin teheccüd namazların, nafile ibadetlerin?" deyince Hasta: "Onların hiç biri Allah için değildi." diye cevap verdi. İnsan çok korkmalı. Bu din işi çok naziktir. Allah gücenir ve seni tersine çevirir. Allah'a hep yalvarmalıyız. "Benim aklım bir şey kesmiyor, beceremiyorum, sen becerttir!" demeliyiz. Büyük Şeyh Efendi bu beyitte de: "Biz Kur'anla, hadisle, fıkıhla yoğrulduk. Sizler de bunlarla yoğrulun," buyuruyor.
Sayfa 469·Kitabı okuyor
Alıntı
Büyük tutkular, ruhen büyük kişilere göredir, büyük olayları, ancak onlarla aynı düzeyde olanlar görebilir.
Mektup
Reklam
Yaşamın bir yılının ne olduğunu mu merak ediyorsun:Bu soruyu yılsonu sınavında başarısız olmuş bir öğrenciye sor.Yaşamın bir ayı:Bu konuda erken doğum yapmış,bebeğini sağ salim kollarına almak için kuvözden çıkmasını bekleyen bir anneyle konuş.Bir hafta:Ailesine bakmak için bir fabrikada ya da maden ocağında çalışan bir adama sor.Bir gün:Kavuşacakları günden başka bir şey düşünemez olmuş aşıklara sor.Bir saat:Asansörde mahsur kalmış bir klostrofobiğe sor.Bir saniye:Bir araba kazasından kıl payı kurtulmuş bir adamın yüzündeki ifadeye bak.Ve saniyenin milyonda birini olimpiyatlarda uğruna ömrünü verdiği altın madalya yerine gümüş madalya almış atlete sor.
Alıntı
Bu kişileri tıpkı derinden derine birbirlerine bağlayan o görünmez bağ gibi, yüzlerini de birbirine benzeten bir şey yok mu sizce? Sessizlerin, anlatmayi bilmeyenlerin, kendini dinletemeyenlerin, önemli gözükmeyenler, dinsizlerin, o iyi cevabı hep olaydan sonra evde düşünenlerin, insanların hikayelerini merak etmediği o kişilerin yüzleri diğerlerinden daha anlamlı, daha dolu değil mi? Sanki anlatamadıkları hikayelerin harfleri ile kaynaşıyor bu yüzler, sanki sessizliğin, ezikliğin, hatta yenikliğin işaretleri var onlarda. Kendi yüzünüzü de düşünmüşsünüz değil mi bu yüzlerin içinde? Ne kadar kalabalığız hepimiz, ne kadar açıkız hepimiz; ne kadar çaresiziz çoğumuz! 
Sayfa 245·Kitabı okuyor
Platon, Aristoteles ve başlıca tek tanrılı dinlerin hepsi, insan dışı güçlere ilişkin bir gizem ve merak duygusunda ısrar etmiştir; önceden mevcut olan “insandan daha iyi ve daha büyük bir şey” vardır. Yine Yunanlılardan gelen başka bir unsur, bizzat insanlığın içsel bir doğaya sahip olmasıdır -içimizde "insan” denilen ve evrenin geri kalanı olarak “dışarıda” olan ile karşılaştırılabilecek özsel ve değişmez bir şey vardır. Pragmatizm bu görüşe katılmaz, bunun yerine insanlığın açık uçlu bir varlık olduğunu, insanın her ne ise bunun değişmez ve ebedi bir “öz” olmadığını düşünür. Pragmatistler bu nedenle Yunanlıların ve tek tanrılı dinlerin doğaüstü olana atfettikleri gizemi ve huşu duygusunu geleceğe yönlendirir. Pragmatizmin, tabiri caizse yol gösterici ruhu şudur: Geleceğin insanlığı, şimdi olduğumuz şeyden türetilmiş olsa da ve henüz hayal bile edilemeyen şekillerde olsa da bir şekilde daha üstün olacaktır.
Sayfa 70·Kitabı okuyor
Felsefe-Düşünce
Onlara nasıl göründüğümü merak ediyorum. Benim görmediğim birini görüyor olmalılar. Yetenekli ve güçlü birini. Olamayacağım ve olabileceğim birini.
Sayfa 256 - Artemis Yayınları·Kitabı okuyor
Reklam
Reklam