Sanırım kim olduğumu merak ediyorsun; ama ben sürekli bir adı olmayanlardanım. Adım sana bağlı. Aklından geçtiği gibi seslen bana.
Eğer uzun zaman önce olmuş bir şeyi düşünüyorsan, diyelim biri sana bir şey sormuştu ve sen de cevabı bilmiyordun.
İşte benim adım o.
Belki çok sıkı bir yağmur vardı.
İşte benim adım o.
Ya da biri senden bir şey yapmanı istemişti. Sen de yapmıştın. Sonra dediler ki yaptığın şey yanlış “hatam için üzgünüm” dedin ve başka bir şey yapmak zorunda kaldın.
İşte benim adım o.
Belki çocukken oynadığın bir oyundu ya da yaşlanıp da camın kenarında otururken, aklına öylesine gelen bir şey.
İşte benim adım o.
Ya da bir yerlere yürüdün. Her yerde çiçekler vardı.
İşte benim adım o.
Belki bir nehre bakakaldın. Yanında seni seven birileri vardı. Neredeyse dokunacaklardı sana. Daha onlar dokunmadan hissetmiştin bunu. Sonra dokundular.
İşte benim adım o.
Ya da birilerinin çok uzaklardan seslendiğini duydun. Sesleri neredeyse bir yankıydı.
İşte benim adım o.
Belki uzanmıştın yatakta, uykuya dalacaktın neredeyse ve birden bir şeylere gülmeye başladın, kendinle ilgili şakaya, günü bitirmek için güzel bir yol.
İşte benim adım o.
Ya da lezzetli bir şeyler yiyiyordun ve bir an ne yediğini unuttun ama devam ettin yemeye, iyi bir şey olduğunu bilerek.
İşte benim adım o.
Belki gece yarısıydı ve ateş, ocağın içinde bir çan gibi çaldı.
İşte benim adım o.
Ya da belki o kadın o lafı edince sana, kendini kötü hissettin. Başka birilerini de anlatabilirdi: onun sorunlarını daha iyi bilen birine.
İşte benim adım o.
Belki de alabalıklar yüzüyordu su birikintisinde ama nehir sadece sekiz santim enindeydi ve ay benÖLÜM’ün üzerinde parıldıyordu ve karpuz tarlaları alabildiğine ışıldıyordu, karanlık ve ay her bitkiden doğuyor gibiydi.
İşte benim adım o.
Bir çocuğun rahatlık, merak, keşfetme, ödül ve dehşet, utanç ve yoksunluk anlarını görebilecek olsaydık, onunla ilgili çok daha fazla bilgi edinir, kim olduğunu ve ileride nasıl birisi olacağını daha iyi anlardık. Beyin tarihsel bir organdır ve kişisel geçmişimizin bir yansımasıdır. Genetik armağanlarımız sadece doğru ve uygun bir zamanlamaya sahip gelişimsel deneyim türleriyle ortaya çıkar. Hayatımızın ilk başlarında bu deneyimler esas olarak etrafımızdaki yetişkinler tarafından kontrol edilir.
Karşılıklı bir "her şey yolunda, iyiyim ben, merak etme" tiyatrosu oynuyoruz yarım yamalak gülümseyerek. Hakkında konuşmamak icap eden şeyler var, içimizi kemirse de sormamak lazım gelen sorular.
Ben de sizin gibi korkuların neden gece hükmettiğini hep merak etmişimdir. Yirmi yıl düşündükten sonra, artık korkuların karanlıkta çıkmadığını; daha ziyade onların her zaman orada olan ama gün ışığının parlaklığında silinen yıldızlar gibi olduğuna hükmettim.