“Tüh.Vah vah, entel müşterilerin tadı kaçtı demek.”
"Bilerek mi yaptın?”
"Neden yapayım ki?”
"Çünkü kazanmak için her yolu deneyecek kadar zavallısın.”
"Seni yenmek için hile yapmama gerek yok.”
"Belli ki hileye çoktan başlamışsın.”
"Yapsam fark ederdin, merak etme. Kazandığım da, hakkımda kazanacağım ve seni kıvranırken görmekten büyük keyif alacağım.”
Şunu hiç unutma! Tagutlar, insanların duygularına musallat olurlar. Onları yönlendirmek için gece gündüz demeden tuzak kurarlar. Özellikle de merak duygusu! Çünkü merakıyla baş başa kalan insan, "Niçin yaratıldım?" Diyecek, bu sorunun peşine düşecektir. Bu soruya cevap arayan, mutlaka bulacaktır. Zira akıl, fıtrat, kâinata serpiştirilmiş ayetler, elçiler ve Kitaplar bu soruyu cevaplamaktadır. Resulü duymasa Güneş'i duyacaktır. Kur'an'ı duymasa vicdanın/fıtratın sesini duyacaktır. Bu soruya cevap bulunsa, tağutlar için tehlikelidir. Çünkü Allah'a kul olan, tağutlara ve onların kokuşmuş düzenlerine boyun eğmez. Allah'a (c.c) kul olanı sömüremezsin. Vatan, millet ve Sakarya nutuklarıyla ölüme süremezsin. Toplumu bir arada tutsun diye uydurulan putlara bağlayamaz, cahiliyeyle bütünleştiremezsin. Bu sebeple, insanlar o can alıcı soruyu sormasın diye, sürekli merak duygusunu manipüle ediyor, yönlendiriyorlar.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Tüm bunları düşününce, kendi karakterimize sadık kalmak kolay değil. Göze batmadan, pek çok insanın yürüdüğü yoldan sessizce gitmek en akıllı yol. Az sayıda kişiye verilmesi gereken eğitimin herkese uygulanması çok korkunç bir şey gibi geliyor. Yaşım ilerledikçe okuldaki ahlak ile toplum içindeki ahlak arasında çok büyük fark olduğunu anladım. Okulda öğretilen ahlaka riayet eden biri kendini aptal durumuna düşürür. İnsanlar onları garip biri diye yaftalar. Hiçbir şekilde ilerleyemez, her zaman beş kuruşsuz kalır. Yalan söylemeyen biri var mı merak ediyorum. Eğer öyle biri varsa, sonsuza kadar kaybedenlerden olacaktır.
Akrabalarımın arasında bunu tek başına yapan, doğru ve sağlam bir inancı olan, idealinin peşinden giden, kelimenin tam anlamıyla yaşayan birisi var ama tüm akrabalarımız onun arkasından atıp tutuyor. Aptal görülüyor. Ben böyle aptal görülüp sonunda kaybedeceğimi bildiğim için anneme ve diğerlerine karşı kendi düşünce tarzımın arkasında duramıyorum çünkü korkuyorum.
"Sen kimsin?" dedi. "Yani, adın ne?"
"Haytham," diye cevapladım ve Tom'un yeni arkadaşım olup olmadığını merak ettim. En azından, dostça görünen bir gözbebeği vardı.
"Biraz garip bir isim bu."
"Arapça bir isim, 'genç kartal' demek."