Düşüncelerimi merak etmekten, hislerime kulak vermekten vazgeçti. Başlarda hiç değilse nezaketen dinliyor gibi yapardı. Fakat yüzüme bakmayı sürdürse de bakışları hızla boşalırdı. Başka âlemlere daldığını, anlattıklarımın bir kulağından girip öbürkünden çıktığını anlardım. Dinleyen olmayınca anlattıklarım da anlamını kaybederdi, çoğu zaman zırvalardım.
Söyleyecek sözüm var ve Balzac gibi konuşmak arzusunda değilim.Ben sanatçı değilim; medeniyete de gerçekten inanmıyorum.İlerlemeye zerre kadar hevesli değilim.Büyük bir köprü yapıldığında sevinmiyorum, uçaklar Atlantik 'i geçince "aman ne müthiş!" diye düşünmüyorum.Ulusların kaderiyle ilgilenmiyorum ve tarih beni sıkıyor.Tarihi yazanlar ve onlara inananlar, tarih derken neyi kastediyorlar? Nasıl olmuş da insan denen o mütevazi ve sevimli yaratık tiksindirici belgelerin maksatları doğrultusunda istismar edilmiş?Nasıl olmuş da insanın mahremiyeti yok edilmiş, dindarlık hisleri iğrenç bir cinayet ve yıkım kargaşasıyla birleştirilmiş?Ben ticarete de inanmıyorum.Bütün makineleri hurda yığını olarak görüyorum, hesap makinesini, otomobili, lokomotifi, uçağı ve evet bisikleti de.Yolculuğa, insanın bedenini alıp bir yerlere gitmesine inanmıyorum, şu ana kadar acaba kimse bir yere gitmiş mi merak ediyorum.Siz hiç kendinizi terk ettiniz mi? Zihnin bir insan ömrü boyunca yaptığı yolculuktan daha muazzam ve ilginç bir yolculuk var mı? Sonu ölüm kadar güzel başka yolculuk var mı???
Çevrilen yüzler, kötülüğe karşı yapılan işaretler, dehşet ve merak, hastalıklı acıma duygusu ve sinsice bir tehdit; çünkü kötülük kötülüğü çeker… Hiçbir zaman bir adamın kolları olmayacaktı. Hiçbir zaman ona sarılacak biri olmayacaktı. 
CAESAR
…
Dünyada beni şaşırtmış şeylerin en garibi şudur:
İnsanlar, ister istemez öleceklerini,
Son günün ne zaman gelecekse geleceğini bilirler,
Yine de korkarlar ölümden.