Puan vermedi
Roman boyunca eski bir evin duvarları arasında dolaşıyormuş hissine kapıldım fakat zaman geçtikçe o evin aslında bir mekândan çok bir zihni temsil ettiğini fark ettim Jean Ray’in yarattığı atmosfer klasik gotik edebiyatın sisli koridorlarını modern bir kabusa dönüştürüyor Kitapta cevaplardan çok sorular var ve bu durum rahatsız edici olduğu kadar büyüleyici de. Okurken sürekli bir şeylerin yerli yerinde olmadığını hissediyorsunuz Karakterler mekânlar ve olaylar tanıdık görünse de altında açıklanması zor bir tekinsizlik yatıyor Bu olay örgüsünden çok hissiyatıyla hatırlanacak bir roman. Karanlığı sevenler için değil karanlığın neden var olduğunu merak edenler için.
MalpertuisJean Ray · Wakefield Press · 20211 okunma
Günümüzde kitaplar gerçekten de yanıyor mu?
7/10
·202 syf.··
2026 3. kitabı
·
60 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 14:45
Fahrenheit 451 kitabı, yıllardır okumak istediğim ve bana çokça övülen bir eserdi. Eninde sonunda okuduktan sonra fikirlerim biraz karmaşık diyebilirim. Bu kitabı dönemsel olarak değerlendirmemek epeyce yanlış olur açıkçası. Okura sunduğu distopya aslında günümüze kadar güncelliğini koruyor ve hatta yazarın kendisinin bile tahmin edemeyeceği kadar günümüz dünyası ile paralellik taşıyor. Bu paralelliğin gerçekten tek farkı bilginin, haberin ve bilimum her ürünün kısaltılıp küçültülerek mini mini paketler haline getirilmesinin dünyadaki kitapların yakılmasıyla değil, insanların sosyal medya üzerinden bireyeselleştirilmesi ile uyutularak yapılması. Ki bazı açılardan bakınca gerçek dünyadaki durum sanki daha da korkunç. Bradbury, tüm bunları daha televizyonun yeni yeni yaygınlaşmaya başladığı dönemde yazmış. Kitapta "aile" olarak bahsedilen ve insanların hiç görmediği, bağlantısının olmadığı, yalancı kişiliklere bağlanmasının; günümüzde sosyal medya fenomenleri ve influencerları aracılığıyla yaşanıyor olması da inanılmaz bir öngörü diyebilirim. Kitabın bence eksik noktası bitişinin bende sönük bir iz bırakması. Hatta roman içerisinde yaşanan olaylar genel olarak insanda merak uyandıran bir senaryo çizmiyor. Guy Montag'ın hikayesi, sadece yazarın kafasında kurduğu distopyayı sunmak için bir araç olarak kalmış. Ancak buna rağmen günümüz dünyası ile korkutucu düzeyde benzerliği ile benden 7/10 puanını alacak kadar da iyi bir kitap. Tek üzüntüm bana övüldüğü kadar akıcı ve güzel bir anlatının olmamasıydı açıkçası. Ray Bradbury Fahrenheit 451
Edebiyat
Fahrenheit 451Ray Bradbury · İthaki Yayınları · 2022108,4bin okunma
Reklam
Puan vermedi·314 syf.··
2026 51. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 00:46
Bazı kitaplar vardır, güzel bir hikâye anlatır; bazıları ise sizi bambaşka bir dünyanın içine alır. Pir-i Lezzet benim için ikinci gruptaydı. Daha ilk sayfalardan itibaren kitap resmen kendini okutuyor. Bir süre sonra sadece okuyan kişi olmaktan çıkıyor, kendinizi Aşçıbaşı’nın yanında, onunla birlikte planlar yaparken, sarayın koridorlarında dolaşırken ve o dönemin ruhunu solurken buluyorsunuz. 17. yüzyıl Osmanlı atmosferi öylesine canlı işlenmiş ki, saray mutfağının işleyişinden dönemin insanlarına, geleneklerinden gündelik yaşamına kadar her ayrıntıda büyük bir emeğin izini hissediyorsunuz. Kazanların başında, sofraların etrafında, entrikaların gölgesinde adeta siz de yaşıyormuşsunuz hissi veriyor. Kitabın en sevdiğim yönlerinden biri ise, tarih, gastronomi ve insan ruhunu aynı potada eritmesi oldu. Sadece yemeklerden ya da saray hayatından söz eden bir roman değil; sevgiye, sadakate, tutkulara, insanın kendini bulma yolculuğuna da dokunan, katman katman açılan bir hikâye. Sayfalar ilerledikçe kokuları hissediyor, hiç duymadığınız lezzetleri merak ediyor, karakterlerle birlikte sevinip endişeleniyorsunuz. Masalsı anlatımı, akıcı dili ve merak duygusunu sürekli diri tutması sayesinde kitabı elimden bırakmakta gerçekten zorlandım. Damakta kalan güzel bir tat gibi, kitabı bitirdikten sonra da etkisi uzun süre devam ediyor. Ben bu kitabı inanılmaz sevdim. Özellikle Osmanlı tarihine ilgi duyanlara, tarihi kuru bilgilerle değil; yaşayan, nefes alan karakterlerle okumayı sevenlere gönül rahatlığıyla tavsiye ederim. Pir-i Lezzet, benim için sadece okuduğum bir roman değil; içinde yaşadığım, kokusunu duyduğum ve uzun süre unutamayacağım bir yolculuk oldu. Bazı kitaplar okunur, bazıları yaşanır. Pir-i Lezzet ise bana ikisini birden hissettiren nadir romanlardan biri
Pir-i LezzetSaygın Ersin · April · 20232,035 okunma
Puan vermedi·736 syf.·
2026 368. kitabı
Uzun zamandır okumak istediğim ve çok merak ettiğim bir eseri daha okumuş olmamın mutluluğu içerisindeyim. Gülün Adı kendisi hakkında yapılan tüm olumlu yorumları sonuna kadar hakediyor. Tarih, felsefe, dini inançlar, tarikatlar gibi barındırdığı konularla dopdolu bir eser. Ayrıca bu konuları polisiye bir kurguyla vermesi eserin başka bir lezzetli yanı. Eseri beğenmekle birlikte okurken zorlandığımı da belirtmek isterim. Yazarın anlatımı, üslubu gayet anlaşılır olmasına rağmen ortaçağ dönemi hristiyan dünyası, tarikatlar, tarikat liderleri, bunların birbiriyle mücadelisi, papa ve imparatorun birbiriyle olan çekişmesi gibi konu içeriğiyle ne kadar cahil olduğumu bir kez daha gördüm ve açıkçası bunları kafamda oturtmaya çalışırken haliyle zorlandım. Ayrıca bir çok karakterin olması, bir çok latince kelime içermesi hatta çevirisi bile yapılmayan latince kelime ve cümlelerin bulunması, döneme ait kitapların orjinal ismiyle verilmesi ve bilmediğimiz kelimelerden dolayı sık sık dipnotlara başvuruyor olmamız okuru yoran ayrıca sebepler. Ortaçağ döneminde İtalya'da bulunan bir manastırda meydana gelen cinayetlerin aydınlatılması süreci kitabın ana hatlarını oluştursa da yukarıda bahsettiğim konu içeriğiyle her okura bambaşka dünyaların kapılarını açan çok özel bir eser Gülün Adı. Biz kitapseverlerin ilgisini çekecek başka bir konu ise bu manastırda bulunan ve dünyada eşi benzeri olmayan bir kütüphanenin bulunması. Öyle bir kütüphane ki dönemin en önemli eserlerini barındırıyor, görevliler haricinde kimsenin girmesine müsaade edilmiyor, belli başlı kitaplar haricinde hiçbir kitap dışarı çıkartılamıyor, labirentlerden oluşuyor ve bu gizemli yapısıyla hristiyan dünyası için çok özel bir konumda bulunuyor. Bir çok kişinin okurken zorlanacağını bildiğim halde böylesi dolu bir eseri
İnceleme
Gülün AdıUmberto Eco · Can Yayınları · 202015,9bin okunma
Küçük Prens
8/10
·112 syf.··
2026 13. kitabı
Kitap, uçağı Sahra Çölü’ne düşen bir pilotun, orada kendi küçük gezegeninden ayrılıp yeni dünyalar keşfetmek için yola çıkan gizemli, küçük bir çocukla karşılaşmasını konu alıyor. Bu sefer incelememi biraz daha farklı bir yönden, kitapta gördüğüm düşünür fikirlerinin üzerinden giderek yapacağım; Erich Fromm ve "Sevme Sanatı": Küçük Prens’in tilki ve gül metaforu, Fromm’un sevgiyi zahmetsiz bir duygu değil, emek ve zaman isteyen bir sanat olarak görmesiyle birebir örtüşüyor. Kitaptaki "Gülünü bunca önemli kılan, uğrunda harcadığın zamandır" sözü, Fromm'un "Emek vermediğin şey senin değildir" fikrinin bir yansıması. Richard Feynman ve "Çocuksu Merak": Küçük Prens'in büyüklere getirdiği o haklı eleştiriler ve sayı takıntılarına olan şaşkınlığı, Feynman’ın modern insanın şekilciliğe hapsolup merak duygusunu kaybetmesine dair yaptığı uyarıları anımsatıyor. Büyüklere dair yapılan "Onlar sadece sayılardan hoşlanırlar" tespiti bu yüzden çok haklı. Schopenhauer ve "Yalnızlık": Küçük Prens'in çölde veya gezegenlerdeki o arayışı, Schopenhauer’ın kalabalıklar içindeki yalnızlık felsefesini, yani derin ruhların toplumun yapaylığına sığamayıp kendi iç dünyasına sığınmasını temsil ediyor gibiydi. Kitapta yılanın dilinden geçen "İnsanlar arasında da yalnızlık duyulur" cümlesi tam olarak bu hissin karşılığı. Ve son olarak Jung’a göre içimizdeki çocuk ruhu, yetişkinliğin getirdiği o katı dünyaya karşı saflığın ve gerçek benliğin son kalesidir. Bu eser, içindeki çocuğu kaybetmemenin benim için en somut örneğiydi. Küçük Prens, gerçekten su gibi akan, edebiyat dünyasındaki en tatlı ve en anlamlı çocuk kitaplarından biri olabilir.
Küçük PrensAntoine de Saint-Exupéry · Can Çocuk Yayınları · 2015280,1bin okunma
8/10
·12 syf.··
2026 185. kitabı
Gözümü Açtım! Meslekler ve Gözümü Açtım! Burada Kim Yaşar #okudumbitti Bugün “Gözümü Açtım!” serisinden Meslekler ve Burada Kim Yaşar? kitaplarıyla tanıştık. Yazardan okuduğumuz ilk kitaplardı ve açıkçası kalemini çok sevdik. Çünkü çocuklara bir şey öğretmeye çalışırken bunu sıkıcı bir anlatımla değil, oyun gibi ilerleyen, merak uyandıran ve miniklerin dikkatini hemen yakalayan bir şekilde sunuyor. Serinin en sevdiğim tarafı hareketli göz detayları oldu. Sayfayı çevirdikçe kitabın adeta çocuğa eşlik etmesi, okuma anını çok daha eğlenceli hale getiriyor. Minikler sadece dinlemiyor; bakıyor, takip ediyor, sorular soruyor, dokunuyor ve keşfin içine dahil oluyor. Meslekler kitabı, çocukların “Kim ne yapar?” sorusuna eğlenceli bir başlangıç sunuyor. Doktor, aşçı, itfaiyeci gibi meslekleri tanırken hem kelime dağarcığı gelişiyor hem de rol oyunlarına kapı aralanıyor. “Büyüyünce ne olacaksın?” sorusunun ilk küçük hayalleri bu sayfalarda başlıyor bence. Burada Kim Yaşar? ise hayvanların yaşam alanlarını tanıtan, aynı zamanda temel kavramları fark ettiren çok tatlı bir keşif kitabı. Çocuklar sayfalar arasında dolaşırken hem doğayı tanıyor hem de canlıların nerede yaşadığına dair küçük ama değerli bağlantılar kuruyor. Tekrarlı, sade cümleleri sayesinde küçük yaş grubu için oldukça anlaşılır; renkli çizimleri ve kalın sayfalarıyla da minik eller için kullanışlı bir seri olmuş. Ekrandan uzak, etkileşimli, neşeli ve öğretici bir kitap saati arayan aileler için gönül rahatlığıyla önerebileceğim kitaplardan. Bizim kitaplığımıza hem eğlencesiyle hem de keşif duygusunu destekleyen yapısıyla çok güzel bir yerden dahil oldu. @iremhattat The Kitap Yayınları @paragraffkafasi @sukriyealtntas #ÇocukKitapları #OkulÖncesiKitap #kitapkolikkafasikitapyorumu #reklamdeğilöneri
Gözümü Açtım! MesleklerKolektif · Parlayan Yıldız · 20261 okunma
Reklam
Reklam