Hepimizin sonu neden var olduğumuzu bilememekten geliyordu. Bulamadıkça roller deniyor, beğenmiyor; sonra bir başkasının bize verdiği rolü sorgulamadan üstümüze giyiyorduk. Sonuç olarak kendi hikayemizi değil, başkalarının hikayelerini yaşatıyorduk. Bizim tek kazancımız, acı oluyordu. İşte bu yüzden hikayelerimizi parçalayan herkes suçluydu. Ancak bu suçu sadece dışarıdaki etkenlerde değil, kendi içimizde de aramalıydık. Zihnimizde yaşayan şeytanda, yani egoda, yani ideal benlikte ya da her neyse onun adı, işte onda da aramalıydık...