İnsanların kendi arzularına yenilmeleri bir yana, beni daha çok düşündüren, yabancılardan aktarılmış kötü alışkanlıkların, gerçek dinden güçlü olarak yüzyıllarca sürdürülmesidir.
Bizler ancak, ölümün yaklaştığını sezip, günah ve sevap yazan omuzlarımızdaki melekleri hatırlayınca hesapları düzeltmeye başlarız. Öldükten sonra bile dipdiri kalan gönül yüceliğine ulaşmayı kim istemez!
Bir kalemle bir kağıdı yan yana getirseniz, kalem kalkıp da o sayfaya bir harf yazamaz. Eğer kağıtta bir harf varsa bunu yazan mutlaka biri vardır. Bir kitabın kendi kendine yazıldığını düşünmek nasıl ahmaklıksa, kainatı sahipsiz zannetmek de o derece ahmaklıktır.
Neye aldanıyorum da dünyaya kanıyorum bilmiyorum ki... Neye aldanıyorum da sanki O yokmuş gibi davranıyor, hesapsızca yaşıyorum bilmiyorum ki... Neye aldanıyorum da yaşadığım zamandan bir zamanı O'nun için ayırmıyorum bilmiyorum ki... Neye aldanıyorum da keyfemayeşa hayat sürüyorum; hazır bir dirhem lezzeti, sonsuz mutluluğa değişiyorum bilmiyorum ki...