"Gördüğüm kadarıyla, her aşkın başlangıcında bir ışık vardır, ama aşıklar ony öldürüyor. İçlerindeki tüm karanlığı alıp bu ışığa dalıyorlar. İçine dalıp onu mahvediyorlar. Sonra da yalan olduğunu düşünüyorlar. Halbuki onu öldürdüler! Yalan değildi -kendileri birer yalan. Işık gerçekti."
"Fakir bir çiftçi artık evlenmesi gerektiğini düşündü, böylece katırına binip bir eş bulmak üzere şehre indi. Bir süre sonra bir kadınla tanıştı ve evlendiler. Sonra ikisi birden katıra binip çiftliğin yolunu tuttular. Bir süre sonra katır pes etti ve kıpırdamayı reddetti. Çiftçi katırdan indi, büyük bir sopa buldu ve tekrar hareket edene kadar katıra vurdu.
"Bu ilkti" dedi çiftçi.
Birkaç kilometre sonra katır yine durdu ve aynı manzara tekrarlandı. Dayaktan sonra, katır gene yola koyulduğunda, çiftçi, "Bu ikinci oldu" dedi.
Birkaç kilometre sonra katır üçüncü kere durdu. Çiftçi indi, karısını indirdi ve sonra bir tabanca çıkarıp katırı alnından vurdu ve anında öldürdü.
"Bu aptalca bir şeydi!" diye bağırdı karısı. "O değerli bir hayvandı ve sırf senin sinirine dokunuyor diye onu öldürdün! Bu aptallık, üstelik hainlik..." Ve bir süre bu şekilde devam etti. Nefes almak için durduğunda çiftçi, "Bu ilkti" dedi.
Ve derler ki, bundan sonra sonsuza kadar evli ve mutlu yaşadılar."
"Genç çift birbirlerine aşık oluyorlar ve hemen evlenmek istiyorlar. Kadın diyor ki, "Bir şartla..." Çok kültürlü, sofistike, zengin birisi o.
Adam, "Her şart kabulümdür, ama sensiz yaşayamam" diyor.
Kadın, "Önce şartı bir dinle; sonra üzerinde düşün. Sıradan bir şart değil bu. Şöyle ki, aynı evde yaşamayacağız. Benim geniş bir arazim var, içinde güzel bir göl, ağaçlar, bahçeler ve çimenler olan. Sana kendi evimin tam karşısında bir ev yaptıracağım" diyor.
Adam diyor ki, "O zaman evliliğin ne anlamı kaldı?"
Kadın, "Evlilik birbirini yok etmek demek değil" diye cevap veriyor. "Ben sana kendi yerin veriyorum, benim yerim de ayrı. Arada sırada bahçede yürürken karşılaşabiliriz. Arada sırada gölde tekneyle gezerken karşılaşabiliriz -tesadüfen. Veya bazen ben seni çaya davet edebilirim, ya da sen beni."
Adam, "Bu çok saçma bir fikir" diyor.
Kadın, "O zaman sen unut evliliği" diyor. "Tek doğru fikir bu -ancak o zaman aşkımız büyüyebilir, çünkü hep taze ve yeni kalırız. Asla birbirimize özen göstermekten vazgeçmeyiz. İkimizin de birbirimizin davetlerini reddetme hakkımız var; özgürlüklerimiz hiç kısıtlanmıyor. Bu iki özgürlük arasında güzel aşk olgusu büyür."
"Aşk varsa adam kadının mutlu olduğunu görmekten mutlu olmalıdır, çünkü aşk kadınının mutlu olmasını ister. Aşk kocanın neşeli olmasını ister. Eğer adam bir kadınla konuşuyorsa ve neşelenmişse karısı mutlu olmalıdır, kavga söz konusu bile olmamalıdır. Yaşamlarını daha mutlu kılmak için birliktedirler, ama tam tersi olmaktadır. Karı kocalar adeta birbirlerinin hayatını cehenneme çevirmek için biraraya gelmiş gibiler. Bunun nedeni, aşkın ne olduğunu bilr anlamamalarıdır."