"Narsius kendi görüntüsüne aşık oldu -kendine değil. Bu gerçek kendini sevmek değil. O yansıyan görüntüye aşık oldu; yani diğerine. İkiye bölünmüştü -seven ve sevilen. Kendi aşk nesnesi olmuştu -ve işte aşık olduklarını sanan pek çok kişinin yaşadığı budur."
"Aşk kıskanç olamaz, çünkü sahiplenmez. Sevdiğin için bir insanı sahiplendiğin fikri çok çirkin. Birisine sahipsin -bu demektir ki onu öldürdün ve ticari bir mala dönüştürdün. Sadece eşyalara sahip olunur. Aşk özgürlük verir. Aşk özgürlüktür."
"Aşk bağlılığa dönüştüğü anda ilişki hâline gelir. Aşk taleplerde bulunduğu anda hapishaneye benzer. Özgürlüğünü elinden alır; göklerde uçamazsun, kafeslenmiştir."
"Ama senin aşk sandığın aşk değil. O nedenle bu denli acayip deneyimler yaşanıyor. Birisi sana diyor ki, "Ne kadar güzelsin! Seni çok seviyorum, dünyada senin gibi bir kadın yok" Ve sen asla karşı çıkmıyorsun, "Böyle şeylet söylemeye hakkın yok, çünkü dünyadaki bütün kadınları tanımıyorsun" Böyle güzel sözler sarfedilince insan mantıksızlığına hiç aldırmıyor."
"Evlilik dediğin bir iş anlaşmasından başka nedir ki? "Birbirimize belediye memuru önünde bağlılık yemini ediyoruz" -aşka hakaret ediyorsun! Kanuna uyuyorsun, o da varolan en aşağılık şey, ve üstelik en çirkini. Sen aşkı mahkemeye çıkararak asla affedilemeyecek bir suç işliyorsun. Mahkemede belediye memurunun huzurunda "Evlenmek istiyoruz ve evli kalacağız. Bu sözü biz kanuna veriyoruz: Ayrılmayacağız ve birbirimizi aldatmayacağız" Bunun aşka büyük bir hakaret olduğunu düşünmüyor musun? Kanunu aşkın üstünde tutmuş olmuyor musun?
Kanun sevmesini bilmeyenler içindir. Kanun körler içindir, gözleri olanlar için değil. Kanun kalbin dilini unutanlar ve sadece aklım dilini bilenlere özgüdür."