"Bir keresinde ateşin alevleri içinde bir şeytan görmüştüm; şeytan bulutta oturan bir meleğin önünde dikilmiş şöyle diyordu:
"Tanrıya tapınmak, onun başka insanlara lütfettiklerine her birinin dehası ölçüsünde hürmet etmek ve en yüce insanları da en çok sevmektir; yüce insanları kıskanan veya onlara iftara atanlar tanrıdan nefret ediyordur, çünkü başka tanrı yok."
Bunu işiten meleğin rengi neredeyse maviye kesti, ama kendine hakim olmayı başararak önce sarıya, sonunda da beyaz pembeye döndü; ve gülümseyerek şöyle karşılık verdi:
"Seni putperest! Tanrı bir değil midir? Ve İsa'da görünür değil midir o? Ve İsa on emir yasasına onay vermedi mi ve diğer bütün insanlar budala, günahkâr ve değersiz değil midir?
Şeytan şöyle cevap verdi: "Bir budalayı havanda buğdayla birlikte dövüp anırtsan da budalalığo çıkıp gitmez ondan. Eğer İsa en yüce insansa sen de onu en yüce derecede sevmelisin; onun on emir yasasını nasıl onayladığını işi şimdi: şabat günüyle ve dolayısıyla şabatın tanrısıyla alay etmedi mi? Onun yüzünden öldürülmüş olanları öldürmedi mi? Zina yapan kadının cezasını kaldırmadı mı? Onu destekleyenlerin emeğini çalmadı mı? Pilatus'un önünde kendini savunmaya gerek görmediğinde yalancı tanıklık yapmış olmadı mı? Havarileri için dua ettiğinde ve onları evlerine almayı reddedenlerin karşısında onlara ayaklarındaki tozu silkeleyip gitmelerini buyurduğunda imrenmedi mi? Sana söylüyorum, bu on emri ihlal etmeden hiçbir erdem varolamaz; İsa tümüyle erdemdi ve kurallara göre değil itkileribe göre hareket etti."
"Meleklerin bir tek kendileri bilgeymiş gibi konuşma kibrine sahip olduklarını düşündüm hep; sistemli akıl yürütmelerden filizlenen cüretkâr bir küstahlıkla yaparlar bunu."