Elif

"İnsanın açgözlülüğü! Arzulamaktan vazgeçmeyiz, hatta bu bizi yüceltse ve öldürse bile. Arzu! Bizi taşıyan ve çarmıha geren odur. Bizi önceki gün kaybettiğimiz ama güneş doğduğunda yeni bir fetih alanı gibi gördüğümüz muharebe alanına yeniden taşır. Yarın ölecekken, un ufak olmaya mahkum imparatorluklar inşa ettirir bize. Sanki bu imparatorlukların pek yakında çökeceklerini biliyor olmamız, onları şimdi inşa etme açlığımız için önem taşımazmış gibi, sahip olamayacağımız şeyi istemenin imkanını bize esinler. Bizi sabahın köründe cesetlerle kaplı çayırların üzerine fırlatır ve gerçekleşir gerçekleşmez yeniden doğan projelerimiz olur ölene dek."
Sayfa 183·Kitabı okudu
Reklam
"İşin kolayı hep bulunur. Gerçi ben bu yolu seçmekten hep tiksinmişimdir. Benim çocuğum yok, televizyon seyretmem, Tanrı'ya inanmam... İnsanlar hayatlarının daha kolay olması için bu patikaları seçerler. Çocuklar, kişinin kendisiyle yüzleşme acılı görevini ertelemesine yardım eder, torunlar da bunu sürdürür. Televizyon, boş hayatlarımızın hiçliğinden yola çıkarak projeler inşa etmek gibi bitkin düşürücü bir zorunluluktan bizi uzaklaştırır; gözleri aldatarak, ruhu anlamın büyük işinden kurtarır. Tanrı ise, memeli soyumuzdan gelen kaygılarımızı yatıştırır, zevklerimizin günün birinde son bulacağı yönündeki dayanılmaz kesinliğe dayanma gücü verir. Dolayısıyla, ne gelecek ne soy sop varken, saçmalığın kozmik bilincini sersemleştirecek piksellerim yokken, sonun kesinliği ve boşluğun öngörüsü içindeyken, kolaycılık yolunu seçmediğimi sanırım söyleyebilirim."
Sayfa 157·Kitabı okudu
"Küçük insanların birbirlerine söylediklerini işitseniz şaşırırsınız. Onlar hikayeleri teorilere, anekdotları kavramlara, görüntüleri fikirlere tercih ederler. Bu onların felsefe yapmasını engellemez. Örneğin bizler boşluğun kemirdiği uygarlıklar olduğumuz için midir ki, eksikliğin kaygısı içinde yaşıyoruz? Mallarımızdan ve duyularımızdan daha fazla yararlanacağımıza emin olduğumuzda mı yararlanıyoruz ancak?"
Sayfa 144·Kitabı okudu
"İnsanları araştıran ve öteyi gören biriyle ilk kez karşılaşıyorum. Pek beylik gelebilir ama yine de derin olduğu kanısındayım. Kendi mutlaklarımızın ötesini asla göremiyoruz ve daha ciddisi, buluşmaktan, karşılaşmaktan vazgeçtik. Bu daimi aynalarda kendimizi tanımadan yalnızca kendimizle karşılaşıyoruz. Eğer kendimizi fark edersek, başkasında yalnız kendimize baktığımızın, çölde tek başımıza olduğumuzun bilincine varırsak, deliririz. Annem Laudrée'den alınma badem kurabiyelerini Madam de Broglie'ye ikram ettiğinde, kendi yaşamının hikayesini kendi kendine anlatıyor ve kendi tadını küçük ısırıklarla alıyor; babam kahvesini içip gazetesini okurken bir camda Coué yöntemiyle kendini seyrediyor; Colombe Marian'ın konferanslarından söz ettiğinde kendi yansısı üzerine söylenip duruyor ve insanlar kapıcının önünden geçtiğinde, yalnızca boşluğu görüyorlar, çünkü o kendileri gibi değil. Ben, kendi ötemi görme ve birine rastlama şansını bana bahşetmesi için kadere yakarıyorum."
Sayfa 128·Kitabı okudu
"Eğitmek ne demek? Türün itkisini başka yöne çelmek için yosun üzerindeki kamelyaları bıkıp usanmadan göstermek. Çünkü türün itkisi hiç durmaz ve hayatta kalmanın kırılgan dengesini sürekli tehdit eder."
Sayfa 93·Kitabı okudu
Reklam