…“ Buna masiva derler, insanı dünyaya bağladıkça bağlar. Dünyaya ait her bir ilgi, insanın eteğine farkına varılamayacak kadar ince ve gizli bir çengel atar. Evlatlar, arzular, mal mülk kaygısı, varlığa hükmetme ihtirası, benlikler, yönetme ve emretme hakimiyeti.. Bir uçtan diğer uca koca bir dünya işte.. O küçük küçük çengeller gitgide bizim yürüyüşümüzü, ilerlememizi, farkında olsak da olmasak da geciktirmeye başlar. Yolda yürürken eteklerimize takılan dikenlerdir onlar. Bir müddet sonra bir de bakmışız, dikenler bizi donatmış, adımlarımızı yavaşlatmış, bizden bir parçaya dönüşmüş, hatta bizi istila etmiş.”…
“ Şam, tarihte bilinen ilk yerleşim alanı. Dımışk adının ‘dem-i şek’ten geldiği sanılıyor ; ‘kanın ayrıştığı yer ; yani Adem’in oğulları Kabil’in yeryüzünde ilk kanı döküp Habil’i öldürdüğü yer’. Şu anda bulunduğumuz Kasyun menzilinden görünüşü ise rüya gibi, baksana! “
“ Varlığın yegane sahibi Allah’tır. Âdemin ne vakit yoksul olacağı belli olmaz. Yokluğa yerinme, varlığa sevinme. Ser verecek sözün var ise sakın deme. Kötüye yoldaş olma. İleri yürü, geri kalma. Komadığın yere el uzatma. Tuz ekmek hakkını gözet. Namahreme bakıp mahreme ihanet etme. Sır saklar ol. Söz gezdirme. Herkesle güzel geçin. Ulular önünden gitme. Ululardan bir şey isteme. Rıza lokmasına kanaat eyle. Yolda kalma, kendine yoldaş bul! “