20-30 senedir Kur’an noktasında bilgimiz arttı, bu inkar edilmez bir hakikattir. Peki amel noktasında da aynı üstünlük , aynı ayrıcalık var mı ? Bilgimiz artarken orantılı bir biçimde amelimiz de artıyor mu ? Yoksa amel artmayınca tehlikeli bir şey olan o bilginin karşısında kibir mi artıyor?
Beraberce çıktığın yollarda eşinden imanına ve nikahına dair bir ihanet görürsen sadakat senin en büyük azığın olsun. O kaydı diye sen de kayarsan , o sattı diye sen de satarsan ihanet rüzgarı seni de kasıp kavurur. Ama sadakati kuşanırsan büyük zorluklardan sonra rahmete, mağfirete ve saadete erebilirsin.
Sahabenin akıbet noktasında duyduğu endişenin ne kadar haklı olduğunu görüyor musunuz? Peygamberin halasının oğlu olacaksın. Allah sana iman şerbetini içirecek , altı yıl boyunca o imanın bedelini ödeyeceksin ve altı yılın sonunda hicret edeceksin ama arkasından irtidat edip küfür üzere ölüp gideceksin. İbret ki ne ibret..
Nifaka düşmemek için nifak hastalığını tanımak gerekir. Bu hastalığın tedavisi de infaktır. Sen tünel kazarsın ; eğer infakla yürürsen varacağın yer belli, nifakla yürürsen varacağın yer bellidir.
Hz. Ömer’in (ra) sözü aklımıza geliyor : “ Başıma bir iş geldiğinde üç şeyden dolayı sevinirim. Birincisi, demek Allah beni unutmamış, benimle halen ticaret yapıyor. İkincisi, bundan daha şiddetlisi başıma gelebilirdi. Üçüncüsü, her bela ve musibetten sonra bir rahmet gelir. Demekki arkası bundan hayırlı olacak.”