İnsan olmak, Veda Hutbesine vefadır. Biz, toprağın rengine bakmadan severiz taşın derdini. Merhamet tenimizdir bizim teri de insan. Hicrete karar verdiysek yokuşa takılmayız her dua düze çıkarır bizi. Rengine bakan insan senin çölündür. Duana bakan insan da senin vahan . İnsan olmak tencerede kaynayan taşın rengine değil, o taşı kaynatanın derdine bakmaktır. Esra Elönü
"Küfredenlerin hak ettiği yıkılıp gitmektir. Allah, onların amellerini boşa çıkarır. Sebebi; Allah'ın indirdiğini beğenmediler. O da onların amellerini yok saymıştır." (Muhammed, 8-9)
Kitap Alıntısı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Öyle Bir Kul Ol ki...
Öyle bir kul ol ki... Allah Teâlâ’nın sonsuz kudreti karşısında kendi acziyetini idrak et; varlığınla övünme, yokluğunla da yeise düşme! Öyle bir kul ol ki... Yerde yürüyen bir karıncanın bile Allah katında senden daha makbul olabileceğini unutma; kendini değil, kulluğunu büyüt! Öyle bir kul ol ki... İnsanların gözünde yükselmeyi değil, Allah’ın katında değer kazanmayı iste! Öyle bir kul ol ki... Nefsinin fısıltılarını değil, vicdanının ve imanın sesini dinle! Öyle bir kul ol ki... Dünyadaki bütün insanlar sana kötülük yapsa bile, sen kötülüğe kötülükle karşılık verme; affetmeyi, sabretmeyi ve iyilikle mukabele etmeyi seç. Çünkü karanlığı karanlık gidermez; onu ancak ışık dağıtır. Öyle bir kul ol ki... Sana yapılan iyilikleri ömür boyu hatırla, yaptığın iyilikleri ise hemen unut! Öyle bir kul ol ki... Bir gönlü ihya etmeyi, bin taş bina inşa etmekten daha büyük bir nimet say! Öyle bir kul ol ki... Kimsenin görmediği yerde de haramdan sakın; çünkü gizliyi de aşikârı da bilen Rabbin seni her an ve her yerde görmektedir! Öyle bir kul ol ki... Başına gelen her nimete şükür, her musibete sabret! Öyle bir kul ol ki... Affedilmeyi umduğun kadar affetmeyi, sevilmeyi istediğin kadar sevmeyi de öğren! Öyle bir kul ol ki... Dilin zikr ile, kalbin fikir ile, amelin ihlâs ile süslensin! Öyle bir kul ol ki... Kendi kusurlarınla meşgul olmaktan başkalarının ayıplarını görecek vakit bulama! Öyle bir kul ol ki... Dünya sana yöneldiğinde şımarma, senden yüz çevirdiğinde kırılma! Öyle bir kul ol ki... Fakirken sabreden, zenginken şükreden, güçlüyken adaletli davrananlardan ol! Öyle bir kul ol ki... Makamın yükseldikçe tevazun artsın; bil ki meyvesi olgunlaşan ağaç dalları yere eğilir! Öyle bir kul ol ki... Gecenin karanlığında dökülen bir gözyaşını, insanların
İnsan ve Hayat
Algının Doğası: Zihnin Kendi Çalışma Şeklini İfşa Etmesi
Bilişsel psikoloji ve algı felsefesi açısından bakıldığında, bir öznenin dış dünyaya veya diğer insanların eylemlerine getirdiği açıklamalar, o eylemlerin nesnel gerçeğini değil; öznenin kendi zihninin, bilincinin ve zekasının çalışma şeklini gösterir. İnsan zihni, dış dünyayı pasif bir kamera gibi kaydetmez; onu kendi içsel şablonları, evrimsel kodları ve entelektüel kapasitesi nispetinde yeniden inşa eder. Bu durum, gündelik sosyal ilişkilerin analizinde belirgin şekilde kendini gösterir. İndirgemeci bir zihin, karmaşık insan davranışlarını tek boyutlu neden-sonuç ilişkilerine sıkıştırma eğilimindedir: Bir kişinin kitap okuması, ağırlık kaldırıp spor yapması veya aksine sessiz kalıp konuşmaması; sadece "güzel gözüküp ilgi çekme" dürtüsüyle açıklanır. Bir başkasının iletişim kurma çabası yalnızca "cinsel bir amaca", siyasi bir eleştirisi ise doğrudan "karşı tarafa aidiyete" indirgenir. Karşıdaki insanı ve eylemi tek bir kalıba sığdırıp "Demek ki bu yüzden yapıyorsun" hükmüne varmak, aslında o eylemin gerçekliğini değil, gözlemcinin zihinsel işlemcisinin sınırlarını ilan eder. İlk kurulan cümle ve getirilen ilk açıklama, o bilincin entelektüel derinliğinin sınır çizgisidir. Aynı algısal inşa süreci, sanatta da tam anlamıyla geçerlidir. Sanat eseri nesnel bir form olarak orada durur; ancak ona anlamı ve derinliği üfleyen, alıcının bilincidir. Alıcının zihinsel filtreleri ve kapasitesi ne kadarına elveriyorsa, sanat eseri onun dünyasında o kadarlık bir yer kaplar. Bu yüzden aynı yapıt, farklı zihinlerde tamamen zıt anlamlar barındırabilir: Birisi için hiçbir anlam ifade etmeyen, kaotik ve "boş çiziklerden" ibaret olan modern bir tuval; bir başkası için insanın içsel trajedisini ve varoluşsal sancısını anlatan bir şaheser haline gelebilir. Birisi için sadece
Felsefe-Düşünce
keşke annem beni doğrurmak yerine bir ağaç ekseydi. babam saçımı okşamaktansa evimize muhabbet kuşu alsaydı. ailrm, sevdiklerim ve bu dört duvar varlığıma alışmasaydı. güneş sizinle dpğup benimle batsaydı. suçumu örtecek bir sebep bulabilseydim şu hayatta. boyn6mu yağlı iple cezalandırsaydınız. kimsrsiz, öksüz bi kızı toprağa gelin etseydiniz. saçlarımı örerken annem gelseydi aklıma. ince narin elleriyle annem saçlarımı örseydi. suçluluk s8luk borumdan çıkıp, anneme görünürken anlatsaydı derdini açık açık. ölümü saçımdaki ellerinden daha çok srvdiğimi bilseydi annem. içli içli ağlasaydı. gözlerinde beş yaşındaki bir çocuğu görseydim. sonra tanrıyı bulsayd7m. annemin parmaklarının arasından saçıma dolansaydı. merhamet etseydi. keşke allah bir gün canıma kıysaydı da suçlu ben olmasaydım.
"İmtihan kağıt kalemle olmaz. Zıttıyla sınanır insan. Merhametliysen zalimlerle, Bilgiliysen cahillerle, İyiysen kötülerle, Sınanırsın.