Kurt, bir adım daha atarak adama yaklaştı ama onun görüş alanına girmedi. Adam, kardığı kartlardan birini daha çekip, yine hangi kartı çektiğine bakmadan bu defa kartı terazinin diğer kolunun altına koydu. Bir an terazideki iki kol da aynı hizada durdu, adamın gözleri parlıyor, bu görüntüyü izlerken kirpikleri biraz olsun titremiyordu. Ardından, ikinci yerleştirdiği kart, aniden terazinin kolunu aşağı çekti ve diğer karttan daha ağır basarak adamın donup kalmasına neden oldu.
Adam, havada kalan kartı yavaşça çevirdi, bu kart tarottaki Aziz kartıydı. Hangi kart, Aziz kartından daha ağır basabilirdi ki? Kar taneleri şimdi daha şiddetli düşüyor, tenine çarparak saçlarına, kirpiklerine, paltosuna tutunuyordu.
Yüzüklerin sardığı güçlü, hasarlı parmaklarını bu kez diğer karta uzattı. Kurt, bir adım daha atarak iki ağacın arasına girdi, parlayan gri gözleri adamı kadrajından tek bir an olsun çıkarmıyordu. Adam, kartı tekrar teraziye bırakmasıyla, parmaklarının ucunda bir yanda hissedip burnundan sert bir nefes bıraktı.
Bu kart, Azize kartının ta kendisiydi.
Kar taneleri, şimdi gökyüzünden döne döne düşüyorlar, terazinin kolu, Azize kartının ağırlığıyla gitgide daha da aşağı iniyordu.
Sonra birden Aziz kartı alev aldı, saniyeler birleşerek kartı ateşin içinde yok etti ve kart, ateşin kendisine dönüşerek terazinin kolunda alev alev yanmaya başladı. Azize kartı ise yavaşca kristalleşmiş, bir kar tanesi şeklini almıştı. Ve kar tanesi, ateşin yanan parçasından bile daha ağırdı.
"Bir gün seni bulacağım Asale," dedi adam, sesi geceye vurulmuş bir kırbaç şakıması gibiydi.
"Zehrinin tesiri ne kadar kuvvetli olursa olsun, karların altına gömülüp derin bir uykuya yatsan bile ateşimin sesini duyup, bana şifa olmak için geleceksin."