İlk yalanın darbesi hissedilmez, kuş tüyü gibidir diye düşünür insan; halbuki ilk domino taşını yerinden oynatır ilk yalan, hepsi birer birer devrilir her şeyin üzerine... Varis demişti ki, 22 Aralık benim üzerime devrildi, ben altında kaldım. Belki de 2018'in 22 Aralık'ını da üzerine deviren ben olacaktım.
Derin bir nefes aldım o an; hedef tahtam vücuduydu, nişan aldım. Kar topunu tam kalbine attım. Hiç tepki vermemiş, öylece dikilmiş beni izliyordu. Bir kere daha vurdum, tam on ikiden; kalbine. Eğilip hızlıca bir top daha yaptım. Bir kere daha vurdum. Kalbine. Bir kere daha. Bir kere daha. Bir kere daha...
"Diyelim ki yüzme bilmeyen bir yakının derin bir suya düştü," dedi düz bir sesle. "Uzaktasın, suyla aranda en az 200 metre var. 200 metreyi 25 saniyede koşsan, 26. saniyede atlasan, 27. saniyede suyun içindesin... Su karanlık, toz kalkmış, göz gözü görmüyor belki. Belki güneş yok, ışık yok... Bir dakika aradın. İki dakika aradın. Zamanın daralıyor. Panikte nefesini tutma süren yarıya inmiş bile olabilir. Sen yulaeı çıkıp ciğerlerine oksijen çekiyorken, aşağıdaki çoktan son nefesini vermiş olabilir."
"Tarih tekerrür edecek."
"Ne?" Kaşlarım çatıldı. "Nasıl?"
"Umarım etmez ama öyle bir his var içimde," dedi Varis. "Yağmuru sevmiyorum. 22 Aralık tarihini de. Yüzmeyi de sevmiyorum aslında."