İnsanların içlerinde, yaptıkları kötülükleri eleştiren öten guguklu vicdanlar değil, aksine o zavallıları türlü fenalıklara sevk eden uğursuz baykuşlar vardır.
Ahlak birtakım kanaatlerin ürünüdür. Hiçbir diyarda bütün kanaatlerin birbirine uyduğu görülmemiştir. Hiçbir memlekette aritmetik kuralların kesinliğiyle ahlak prensipleri ilan olunmamıştır. Hiçbir hükümet, bir ahlak bayrağı altında bütün halkı toplayamamıştır.
Müthiş, ferahlık veren, cefalı, sefalı bu hayatta geçmeyen vaka yoktu. Asıl hüner, her maceradaki bu faniliği bilip hiçbir şeyden korkmamak, hiçbir şeye ehemmiyet vermemekti. Deliler tehlikeyi bilmiyorlar, bir şeyden çekinmiyorlar, korkmuyorlardı. Onları kanunla, cezayla tehdit mümkün değildi. Onun için tımarhanelere kapatılmalarına lüzum görülüyordu.
Vicdan? Bu da ne kelime? Anatomi çalışanlar şimdiye kadar akciğerle kalp arasında böyle bir uzuv keşfetmemişlerdir. Sen bana istediğin kadar deli de... İnsanlar, vicdanın varlığını kendilerinde yoklamazlar, daima karşılarındakilerde ararlar. Bulamayınca kızarlar, ifrit olurlar. İşte hep patırtılar bundan çıkar.