irem

irem
@meritopia
if you want to survive out there, you have got to know where your towel is
Modern hayatın gerçeklerine ayak basmıştım. Nedir peki modern hayatın gerçekleri? En başta geneli, bir şeyler satmak için daimi, delice bir çaba içinde olmaktır. Çoğu insanda bu, kendini satmak şeklini alır; yani bir iş bulup onu sürdürmek. Aklınıza hangi meslek veya uğraş gelirse gelsin, savaştan beri hepsinde de çalışan sayısı pozisyon sayısından fazla olmalı. Bu durum hayata tuhaf bir dehşet kazandırmıştır. Batan bir gemide on dokuz yolcu ve on dört cankurtaran yeleği olması gibi. Bunun nesi modern diye sorabilirsiniz. Savaşla ne ilgisi var diye. Doğrusu, bir ilgisi var gibi geliyor. Durmamacasına uğraşıp didinmek zorunda olduğunuz, bir başkasının elinden kapmadıkça hiçbir şeye sahip olamayacağınız, işinizin peşinde hep bir başkasının olduğu, gelecek ay veya daha sonraki ay personel çıkaracakları ve bu sefer piyangonun size vuracağı hissi... işte bu, kalıbımı basarım, savaştan önceki hayatta yoktu.
Sayfa 142
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Savaş eğer sizi öldürmüyorsa düşündürmeye başlaması kaçınılmazdı.
Sayfa 138
Savaşın insanları entelektüellere çevirdiğini söylemek abartı olur fakat onların geçici olarak nihilistlere döndükleri bir gerçekti.
Sayfa 138
Doktor urun "iyi huylu" olduğunu söyleyerek beni neşelendirmeye çalıştıysa da annemi öldüren bir şeyi iyi diye nitelemesi tuhafıma gitmişti.
Sayfa 128
Değer verdiğiniz şeylerin süreceğini biliyorsanız ölmek daha kolaydır.
Sayfa 121