Modern hayatın gerçeklerine ayak basmıştım. Nedir peki modern hayatın gerçekleri? En başta geneli, bir şeyler satmak için daimi, delice bir çaba içinde olmaktır. Çoğu insanda bu, kendini satmak şeklini alır; yani bir iş bulup onu sürdürmek. Aklınıza hangi meslek veya uğraş gelirse gelsin, savaştan beri hepsinde de çalışan sayısı pozisyon sayısından fazla olmalı. Bu durum hayata tuhaf bir dehşet kazandırmıştır. Batan bir gemide on dokuz yolcu ve on dört cankurtaran yeleği olması gibi. Bunun nesi modern diye sorabilirsiniz. Savaşla ne ilgisi var diye. Doğrusu, bir ilgisi var gibi geliyor. Durmamacasına uğraşıp didinmek zorunda olduğunuz, bir başkasının elinden kapmadıkça hiçbir şeye sahip olamayacağınız, işinizin peşinde hep bir başkasının olduğu, gelecek ay veya daha sonraki ay personel çıkaracakları ve bu sefer piyangonun size vuracağı hissi... işte bu, kalıbımı basarım, savaştan önceki hayatta yoktu.