Mehmet Erol

Mehmet Erol
@meroleon
Kitaplardan kendime aldigim notlar..
Universite
Istanbul
4 okur puanı
Ekim 2018 tarihinde katıldı
Tarihin En Büyük Aldatmacası
Akademisyenler bir zamanlar, Tarım Devrimi'nin insanlık için ileriye doğru atilmış büyük bir adım olduğunu iddia ettiler. Insan zekasıyla gerçekleşen bir ilerleme hikayesi anlattilar. Buna göre evrim kademeli olarak giderek daha zeki insanlar yarattı. Sonuçta insanlar o kadar akıllı hale geldiler ki, doğanın gizemlerini çözdüler ve bu sayede koyunları evcilleştirip buğdayı ekebildiler. Ve çok kisa bir süre sonra da, bir şekilde acımasız, tehlikeli ve savaşçı avcı toplayıcI yaşamlarını memnuniyetle bırakıp, hoş ve dingin çiftçi yaşamina geçtiler. Bu hikaye tamamen fantastiktir. Însanların zamanla daha zeki olduk larına dair hiçbir kanıt yoktur. Avci toplayıcilar doğanın sirlarıni 'Tarim Devrimi'nden çok önce de biliyorlardı, çünkü hayatta kalmaları topladıkları bitkiler ve avladıkları hayvanlar hakkında çok detaylı bilgi sahibi olmalarına bağlıydı. Tarım Devrimi yeni ve kolay bir yaşam biçimi sağlamaktan ziyade, çiftçilere genellikle avcı toplayıcılarınkinden daha zor ve daha az tatmin edici bir yaşam oluşturdu. Avci toplayıcılar zamanlarinin daha büyük bölümünü, çeşitli ve insanı zihinsel olarak uyaran faaiyetlerle geçiriyorlardi, ayrıca açlık ve hastalıkla boğuşma ihtimalleri de daha düşüktü. Tarım Devrimi insanlığın elindeki toplam gıda miktarını kesin olarak artırdı ancak daha iyi bir beslenme veya daha çok keyifli zaman yaratmadı. Daha ziyade nüfus patlamasına yol açarak şımarık seçkinler yarattı. Ortalama çiftçi ortalama avci toplayıcidan daha fazla çalışarak karşılığında daha kötü besinlere sahip oldu. Tarım Devrimi tarihin en buyuk aldatmacasıdır..
Sayfa 91·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?

Mehmet Erol

, bir kitap okudu
8/10
·412 syf.·
Beğendi
·
2020 7. kitabı
Yuval Noah Harari
8.7/10 · 42,6bin okunma
Yaşamsal modda yaşadığımız zaman, gerilime karşı tepkilerimiz sürekli açık kalır, gerçekten sadece üç şey üzerine odaklanabiliriz; fiziksel bedenlerimize (iyi miyim?), çevreye (neresi güvenli?), ve zamana (bu tehlike ne kadar daha sürer?). Devamlı olarak bu üç şeye odaklanmak bizi daha az ruhani, daha az farkında ve daha az bilinçli yapar, çünkü daha fazla kendine düşkün ve bedenlerimize olduğu kadar, diğer şeyler, para ve yaşadığımız yer vb. maddi şeylere de daha fazla odaklanmamıza yol açar. Bu odaklanma, aynı zamanda, geçmiş travmarik deneyimler yüzünden devamlı olarak en kötü gelecek senaryolarına uyarlandığımızdan, bizi zaman konusunda daha takıntılı bir hale sokar. Çünkü hiçbir zaman yeterince zaman yoktur ve her şey çok zaman alır. Bu nedenle, stres hormanları, bedenin hücrelerini yaşamsal gereksinimlerini garanti altına almak için daha bencil hale getirir ve egomuzu daha bencil olmaya itekler. Sonuçta, daha maddeci bir gözle bakmaya başlar ve gerçekliği duyumlarımızla tanımlamaya başlarız. Herhangi yeni olasılıklara karşı kendimizi kapatırız, çünkü bu kronik acil durum halinden bir türlü kurtulamayız, "önce ben zihniyeti" bütün düşüncelerimizi istila eder güçlendirir ve kalıcı olmasını sağlar, bizi tamamen kendine düşkün, kendine hizmet eden ve kendine önem veren biri haline getirir. Sonunda, benlik çevre ve zaman içinde yaşayan bir beden olarak tanımlanmaya başlar.
Sayfa 139·Kitabı okudu